maddî uzaklığından ileri gelmiştir. Çünkü Kur'ân’ın mâdem ki, ilk nüzûlü şehr-i Ramazanda olmuştur; bu asırda ve şu zamanda da o mübârek âyetin hikmetleri hakkında eser yazılmasının bu ayda olması enseb ve a'lâdır. Cenâb-ı Hak emsâl-i kesîresiyle, hayırlısıyla cümlemizi müşerref buyursun, âmîn...
Hâtem-i İ'câz, Hizmet-i Kur'ândaki kıymetdâr kardeşlerimi tanıttırdı ve şu güzel nurlu beyti hatırlattı:
Âyinedir bu âlem, herşey Hak ile kàim,
Mir'ât-ı Muhammed’den, Allah görünür dâim. (Hâşiye)[^5]
[^5]:(Hâşiye) Latîf bir tevâfuktur ki, Birinci Hulûsî ile, İkinci Hulûsî ünvânını alan Sabri Efendi, buradaki birbirinden çok uzak oldukları hâlde, aynı fıkrayı mektûblarında bana karşı yazıyorlar.
Ve şu fıkrayı söylettirdi:
Âyinedir bu hâtem, herkes sıdk ile hàdim,
Mir'ât-ı Üstaddan, Kur'ândır görünen dâim.
Allah-u Zülcelâl, cümlesinden râzı olsun. Bu mübârek mir'âtın boş köşesine, bu beyit ile imzamın konulmasını tasvîb-i ârifanelerine arzederim.
Hulûsî ∗∗∗
► (090) ◄ Binbaşı Âsım Bey’in Risaletü'n-Nur Sözleri hakkında temsîl ettiği bir fıkradır
(Binbaşı Âsım Bey’in Risaletü'n-Nur Sözleri hakkında temsîl ettiği bir fıkradır)
Münezzehtir şuûnâttan, hep ilhâm-ı İlâhîdir,
Okurken nur alır vicdân, sütûr-u bî-tenâhîdir.
Riyâdan, kibirden, her meâsîden münezzehtir,
Kelâm-ı Lâyezâlî’den gelen, bir nur-u müferrihtir.
Nasıl bir vecd içinde anladım bilsen, bu âsârı,
Bu, âyetler gibi nurânî ve lâhutî bu efkârı,
Meâsir mi, eser mi müncelî, yoksa müesser mi?
İlâhî bir “sürâ”dan berk uran, hayret-fezâ sır mı?
