İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 250 / 348
250

► (224) ◄

بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ

Azîz ve Gayretli Âhiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur'ânda Yoldaşım Hulûsî-i Sânî ve Sabri-i Evvel!

Mâşâallâh Yirminci Mektûb’un kıymetini güzel anlamışsınız ve güzel de yazmışsınız.

Mektûbunda ilm-i kelâm dersini benden almak arzu etmişsiniz. Zâten o dersi alıyorsunuz. Yazdığınız umum Sözler, o nurlu ve hakîki ilm-i kelâmın dersleridir. İmâm-ı Rabbânî gibi bazı kudsî muhakkìkler demişler ki: Âhirzamanda ilm-i kelâmı, yani ehl-i hak mezhebi olan mesâil-i îmâniye-i kelâmiyeyi, birisi öyle bir sûrette beyân edecek ki; umum ehl-i keşf ve tarîkatın fevkınde, o nurların neşrine sebebiyet verecektir. Hattâ İmâm-ı Rabbânî kendisini o şahıs gibi görmüştür.

Senin şu âciz ve fakir ve hiç-ender hiç olan kardeşin, bin derece haddimin fevkınde olarak kendimi o gelecek adam olduğumu iddia edemem, hiçbir cihette liyâkatim yoktur. Fakat o ileride gelecek acîb şahsın bir hizmetkârı ve ona yer hazır edecek bir dümdârı ve o büyük kumandanın pişdâr bir neferi olduğumu zannediyorum. Ve ondandır ki, sen de yazılan şeylerden o acîb kokusunu aldın.

Hem mektûbunda ﴾ اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ ﴿ ye ait olan esrârı suâl ediyorsun.

Evet o âyetin büyük bir denizinden çok Sözlerde katarâtı, reşehâtı vardır. Bâhusus Yirminci Mektûb’da, Otuzüçüncü Mektûb’da, Otuzikinci Sözde, Yirmiikinci Söz’de onun bazı çeşmeleri var. Elbette o âyette çok tabakàt var. Her tâife bir tabakadan hissesini almıştır. Rûhum istiyordu ki o âyetin bazı envârını yazayım, fakat şimdiye kadar müteferrik sûrette yazıldığından öyle kalmış, şimdilik onunla iktifâ edilmiş.

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Kardeşiniz

Said ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.