► (053) ◄ Hulûsî Bey’in fıkrasıdır
(Hulûsî Bey’in fıkrasıdır)
Maddeten uzak düşen bu bîçâre talebenizi yakından temsîl eden Hâfız Sabri Efendiyle diğer zevâtın Nurlar hakkındaki ihtisasları çok kıymetli ve yüksek ve lâyıklı bir sûrette ifâde edilmiştir. Bir mektûbunuzda Muallim Cûdî’nin kasidesi münâsebetiyle buyurduğunuz vecîzeyi burada tekrara münâsebet geldi.
وَمَا مَدَحْتُ مُحَمَّدًا بِمَقَالَتِى ❀ وَلٰكِنْ مَدَحْتُ مَقَالَتِى بِمُحَمَّدٍ (ع . ص. م.)
sırrınca güzellik yazılarımızda değil belki i'câz-ı Kur'ân’dan olan nurlu Sözler’e ve Mektûbat’a aittir. Her ferd-i mü'min derece-i fehm ve zevkine göre, aslında güzel olan bir şeyi ta'rif eder. Acz ve fakrdaki lezzet, şefkat ve tefekkürdeki ulviyet; hakikaten hiçbir şeyle kàbil-i kıyâs değilmiş. Hâl-i âlem müsâid olsa da, hazine-i hàssa-i Kur'ân’dan çıkararak tâbir-i àlînizce dellâllığını yaptığınız elmasları çok gözler görse. Görse de sarhoşlar ayılsa, mütehayyirler kurtulsa, mü'minler sevinse, mülhidler, kâfirler, müşrikler îmâna, insafa, dâire-i akla gelseler. Ve bu mes'ûd ve ulvî neticeyi bizlere idrak ettirmesini eltâf-ı İlâhiyeden tazarru ve niyâz ediyorum. Âmîn.
Muhterem Üstad! Allah-ı Zülcelâl hazretlerine ne kadar müteşekkir bulunsanız yeridir. Acz ve fakr tezkeresiyle girmeye muvaffak olduğunuz saray-ı Kur'ânın hàs hazinesinden, gözler görmemiş, kulaklar işitmemiş cevherleri görüyor ve me'zun olduğunuz mikdarını necim necim çıkartarak evvelâ kendiniz bakıyor, sonra “Eyyühe'l-insan! İşte bakınız, bu misâfirhâneyi açan, âlemleri rahmetiyle yaratan, sizi hikmetiyle halk buyurup bu âleme gönderen Sultan-ı Kâinât bin üçyüz küsûr sene evvel büyük bir elçisi Habîb-i Ekremi (A.S.M.) vâsıtasıyla, size hilkatteki hikmeti, buraya gelmekteki maksadı, ubûdiyetin iktiza ettiği hizmeti ilh.. bildirmişti. Bu àlî tebliğâtı, o kudsî ahkâmı sizin anlayacağınız lisânla anlatıyorum, dinleyiniz. Eğer aklınız varsa, gözünüz görüyorsa, insanlığınız varsa, hakikati anlar ve îmâna gelirsiniz.” diye beyânâtta bulunuyorsunuz. Bizler hasbe'l-kader felillâhilhamd bu kudsî beyânâtı yakından dinlemek, görmek ve göstermek iştiyakını gösterdik. Siz de o elmasları gösterip bizi uyandırdınız. Hakikati anlatıp, yolumuzu doğrultmaya vesile oldunuz. Allah sizden ebeden râzı olsun. Nefs-i emmârenin zebûnu cin ve ins şeytanlarının hedefi olmaktan kurtulamadık ise de bu hasbî ve Kur'ânî hizmetten zevk alıyoruz, lâyıkıyla yapamıyorsak da yolunda bulunuyoruz.
اِنَّمَا الْاَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ
Hulûsî ∗∗∗
