Yirmiyedinci Mektûbun Üçüncü Zeyli
Yirmiyedinci Mektûbun
Üçüncü Zeyli
► (068) ◄ Said’in bir fıkrasıdır
(Said’in bir fıkrasıdır)
(Nur Risalelerine çok müştâk ve onların mütâlaasından intibâha düşen bir doktora yazılan mektûbdur. Bu üçüncü zeyle çendan münâsebeti azdır, fakat kardeşlerimin fıkraları içinde bu da benim bir fıkram olsun.)
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Merhaba ey kendi hastalığını teşhîs edebilen bahtiyar doktor, samîmî ve azîz dostum!
Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh-ı rûhî şâyân-ı tebriktir. Biliniz ki, mevcûdât içinde en kıymetdâr, hayattır. Ve vazifeler içinde en kıymetdâr; hayata hizmettir. Ve hidemât-ı hayatiye içinde en kıymetdârı; hayat-ı fâniyenin hayat-ı bâkiyeye inkılâb etmesi için sa'y etmektir. Şu hayatın bütün kıymeti ve ehemmiyeti ise; hayat-ı bâkiyeye çekirdek ve mebde' ve menşe' olması cihetindedir. Yoksa hayat-ı ebediyeyi zehirleyecek ve bozacak bir tarzda şu hayat-ı fâniyeye hasr-ı nazar etmek; ânî bir şimşeği, sermedî bir güneşe tercih etmek gibi bir divâneliktir.
Hakikat nazarında herkesten ziyâde hasta olan, maddî ve gâfil doktorlardır. Eğer eczâhâne-i kudsiye-i Kur'âniyeden tiryâk-misâl îmânî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedâvi ederler inşâallâh. Senin şu intibâhın senin yarana bir merhem olduğu gibi seni dahi doktorların marazına bir ilâç yapar.
Hem bilirsin, me'yûs ve ümîdsiz bir hastaya manevî bir tesellî, bazen bin ilâçtan daha ziyâde nâfi'dir. Hâlbuki, tabiat bataklığında boğulmuş bir tabib, o bîçâre marîzin elim ye'sine bir zulmet daha katar. İnşâallâh bu intibâhın seni öyle bîçârelere medâr-ı tesellî eder, nurlu bir tabib yapar.
Bilirsin ki; ömür kısadır, lüzumlu işler pek çoktur. Acaba benim gibi sen dahi kafanı teftiş etsen, ma'lûmâtın içinde ne kadar lüzumsuz, fâidesiz, ehemmiyetsiz, odun yığınları gibi câmid şeyleri bulursun. Çünkü ben teftiş ettim, çok lüzumsuz şeyleri buldum. İşte o fennî ma'lûmâtı, o felsefî maârifi; fâideli, nurlu, rûhlu yapmak çaresini aramak lâzımdır. Sen dahi
