İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 181 / 348
181

lafız itibariyle küçük, fakat makam ve mânâ itibariyle àlî ve şümûllü Sûretü'n-Nasr’daki çok mühim sırlardan muazzez ve muhterem Üstadımız vâsıtasıyla zâhir olan tevâfukâta münâsebetli bir tek sırrından beyân buyurulan üç Mes'ele, bana öyle bir kanâat getirdi ki, bu küçük sûrenin üç âyetinden sülüs ve tamamında otuz cüz Kur'âna, hattâ her harfinde bir sûreye işâret ve delâlet mevcûd olduğunu cezmettim.

Bu nurânî mektûb hakkındaki, muhtasar tahassüsâtımı âcizâne yukarıda arzettim. Feyiz menba'ına maddeten ve ma'nen çok yakın olan kardeşlerime, şu perîşan ifâdâtım kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar fâide-bahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.

Sevgili Üstadım! Allah için sevenler, Kur'âna hàdim olmayı yürekten isteyenler, musîbetin büyüğünü, dine gelen mesâib bilenler, zâhiren ne kadar şa'şaalı, mutantan görünse de her bid'akârâne hareketten mutlak ve muhakkak, Kur'âna ve îmâna bir hücum hissedenler.. ilh. İşte bunlar niyetlerindeki ihlâs, kalblerindeki sâfiyet ve îmânlarındaki kuvvet ve Kur'âna ciddi merbûtiyetleri derecesinde, felillâhilhamd merkez-i menba' ve masdar-ı feyze yakın bulunduruyorlar. Elbette böyle ulvî rûhlu, ciddi, ihlâslı, metîn, îmânlı kardeşlerimi çok sever ve mazhar oldukları niam-ı İlâhiyeye şâkirînden olmalarını tazarru eylerim. Hasbe'l-kader dünyaya dalmış, ma'siyette bunalmış, hakikatte acıklı bir gurbete düşmüş olan bu bîçâre kardeşlerine duâ etmelerini ricâ ederim. Cümlesine, ale'l-husus isimleri zikrolunan Gâlib, Husrev, Hâfız Ali, Süleyman Efendilere ve nurların başkâtibi Şamlı Hâfız Tevfik, hasta olduğundan müteessir olduğum ve inşâallâh iâde-i âfiyet etmiş olan Muhâcir Hâfız Ahmed Efendi’ye ve sâir mukarreblere selâm ve duâlar ederim.

Hulûsî ∗∗∗

► (173) ◄ Sabri Efendi’nin fıkrasıdır

(Sabri Efendi’nin fıkrasıdır)

Eyyühe'l-Üstadü'l-A'zam!

Şah-ı Geylânî Hazretlerinin mânidâr ve ihâtalı bir beyt-i kıymetdârilerinin, Dellâl-ı Kitab-ı Mübîn’i manevî parmağıyla irâe ve müntesiblerine îmâ ve işâret ettiği tefe'ülnâmenin nihâyet fıkrasında okudum ve dedim: “Evet, nurlar hey'etini umum ehl-i hak ve hakikat manevî elektrik âyinelerine hedef etmişlerdir. Ve hattâ Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân’ın ve ehâdîs-i Nebeviyenin bu hususu alenen veya sırran ve remzen ihbarıyla bile vardır.” demekte asla tereddüd etmiyorum.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.