Bu zümre-i sâfiye ve hàlise arasında, sânî Hulûsî tesmiyesine bile lâyık ve müstaîd olmayan ve hiç-ender-hiç olan bir abd-i pür-kusura da haddinin fersah fersah fevkınde bir yer veriliyor. Hâlbuki, bu aczi bîpâyân, kusuru çok, hatâsı azîm Sabri, sahâif-i a'mâline baktığında çok kara ve mûcib-i nefret görüyor. Ve bu mevkide işâret edilen şahıs ismiyle, a'mâl ve harekâtıyla, sabır ve teennîsi müsbet ve müsellem bulunan başka kardeşlerimiz olduklarına hükmediyor. Çünkü kıymetdâr bir hazine ve defineyi keşfeden ve o zemin ve zamanda gayyûr keşşâfa, taharriyâtta bezl-i vücûd eden sâîler, o yolda acaba o defineyi bulabilir miyiz gibi bir eser-i tereddüd göstermeyerek, sarf-ı mesâîde bulunan, pek kıymetdâr semere-i sa'yi ve âlem kıymetindeki mahsul gayretleriyle herkesi terğîb ve teşvik ve tenvire hasr-ı vücûd eden zevât, hakikaten şâyân-ı takdir ve tebriktirler.
Hulûsî ise, Şah-ı Geylânî, İmâm-ı Rabbânî ve Şah-ı Nakşibendî gibi, nice zevât-ı mübârekenin mâziden şiddetle bastıkları adımlarının kuvvetiyle, istikbâlde coşup fışkıracak olan menâbiü'l-envârı –mümâileyh ayrı bir meslek, bir meşrebde olduğu hâlde– her türlü vezâife tercih ederek “Dahîlek, yâ Dellâl-ı Kur'ân!” nidâ-yı âşıkane ve müştâkànesiyle dehàlet etmesi, fevkalâde bir tefeyyüze mazhar olduğuna ve olacağına yegâne delil ve hüccettir. Onun içindir ki, Risaletü'n-Nur ve Mektûbatü'n-Nur’a birinci muhâtablığı, hakkıyla ihrâz etmiştir ve müstehaktır. Ve hâkezâ, Süleyman Efendi kardeşimiz de ma'nen ve maddeten teşrîk-i mesâî etmiş ve hiçbir ferdin yapamayacağı fedâkârâne hidemâtı yapmış olmasıyla, saâdet-i ebediye sikke-i hàliselerinin teksir ve ta'mîmine çalışmış, اَلسَّبَبُ كَالْفَاعِلِ mefhûmunca, kezâ bu zât da her türlü takdire sezâ ve lâyıktır.
Bu günahkâr ise, maalesef sâlifü'l-arz zevâtın hiçbirisiyle kàbil-i kıyâs değildir. Mâdem Üstad-ı àlî böyle görmüşler ve bu şekilde buyurmuşlar, küfran-ı ni'met etmeyip, tahdîs-i ni'met sûretinde kabûl eder ve gördüğüm sahife-i siyahımın, sahife-i beyaza tahvîlini, Cenâb-ı Hak’tan tazarru ve niyâz eder ve Rahmet-i Rahmân’a ilticâ eylerken, teveccühât-ı Üstadânelerinin bekàsını yürekten dilerim; Efendim.
Sabri ∗∗∗
