İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 56 / 348
56

Dördüncü Hususî Mes'ele; Eski Said lisânıyla da olsa ne kadar muvâfık istimâl-i silâh ediyorsunuz, bârekallâh. Manevî taşlarınız ﴾ وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمَى ﴿ âyet-i kerîmesinde işâret buyurulduğu üzere hedeflerine isabet ettiğine kàniim. Allah böylelerinin şerlerini kudret kılıncı ile kessin. Böylesi hâin ve zâlimleri Kahhâr ismine tevdî' ederiz. Hizmette fütûrum yok, fakat mânilerin hadd ü pâyânı yok. Fakat dünyayı sırtıma yükleseler, her tarafımı ateşle sarsalar bu ulvî düşünceme mâni olamazlar. Amma buna gönül râzı değil, çok şeyler arzu ediyor. Ne çare, nefis ve cin ve ins şeytanları müdhiş topuzlarla karşıma dikildiklerinden ister istemez mücâdeleye mecburum, hakîki hizmetten geri kalıyorum. Buna ne kadar müteessif olsam azdır.

﴿ وَآخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ  ﴾

Hulûsî ∗∗∗

► (064) ◄ Altı sene bana kemâl-i sadâkatle hasbî olarak hizmet eden ve hàrika olarak benim gibi bir asabî adamı hiçbir vakit gücendirmeyen ve müsvedde kâtibliğini dâima yapan Süleyman Efendi’nin fıkrasıdır

(Altı sene bana kemâl-i sadâkatle hasbî olarak hizmet eden ve hàrika olarak benim gibi bir asabî adamı hiçbir vakit gücendirmeyen ve müsvedde kâtibliğini dâima yapan Süleyman Efendi’nin fıkrasıdır)

Efendim Hazretleri!

Evvelâ mübârek ellerinizi öper, mukaddes duâlarınızı beklerim. Fakir hademeniz ve talebeniz ve kardeşiniz olan Süleyman, şimdiye kadar te'lif olunan mübârek Nurları birer birer mütâlaa ederek herbirisinden ayrı ayrı ve büyük nurlu güneş gibi ışıklar gördüm ve çok büyük istifade ettim. O nurlar uhrevî yolumu irâe ettiler, Allah sizden râzı olsun. Âhiret yolunda bulunan çok noksanlarımı gösterdiler, teşekküründen âcizim. O nurları temsîl ve tasvir edecek kudreti kendimde görmediğimden, rûhumu yoklayarak hissiyat-ı kalbiyemi şöyle tasvir etmeğe –min gayrı haddin– cür'et eyleyeceğim. Hatâ vâki olursa da affımı istirham ediyorum.

Efendim! Görmüş olduğum Risale-i Nur deryâsındaki lezzet ve saâdetin dünyada hiç emsâlini göremediğim gibi, kendi vicdânî muhâkemem neticesinde kat'iyyen anladım ki; o Risaleler herbiri başlı başına ve ayrı ayrı birer tefsir-i Kur'ândır. Mahlûkat içerisinde hilkaten insan şeklinde ve hakikat noktasında insaniyetten sukùt eden ve serâpâ manevî yaralar

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.