► (228) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Binler selâm. Siz, maddî rütbenizden çok yüksek manevî rütbeniz iktizasıyla ayrı ayrı yerlere gönderiliyorsun. O yerlerin sana ihtiyacı var. Hiç merak etme. Senin Risaletü'n-Nur hakkında mektûbların çok talebe yerinde senin bedeline hizmet-i nuriyede çalışıyorlar. Birinciliği dâima sana kazandırıyorlar.
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
► (229) ◄ Yıldız mektûbu
(Yıldız mektûbu)
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim, Hizmet-i Kur'âniyede Çalışkan Arkadaşlarım Sabri, Husrev, Hâfız Ali, Re'fet, Bekir, Lütfü, Rüştü!
Size Cemaziyelâhir ayında vukû' bulan bir hâdise-i semâviye münâsebetiyle bir mes'ele beyân edeceğim. Şöyle ki:
Hazret-i Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ın zuhûru zamanında, ﴾ وَاِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْ ﴿ âyetinin bir nümûnesini gösterir bir tarzda, recm-i şeyâtîne alâmet olan yıldızların düşmesi kesretle vukû' bulmuştur. Ehl-i tahkîkin nazarında, o zaman vahiy zamanı geldiğinden, vahye şübhe gelmemek için kâhinler gibi gaybî ve cinler vâsıtasıyla semâvî haberlerine karışanlara sed çekmeye alâmet ve işâret olmakla beraber, Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm, cin ve inse meb'ûs olarak teşrîfine semâvât ehlince bir şenlik, bir bayram gibi bir alâmet-i sürûr olduğunu ehl-i keşf ve hakikat hükmetmişlerdir.
Hem o meb'ûs Zât, ehl-i küfür ve dalâlet için bir nirân-ı muhrika ve ehl-i hidayet için envâr-ı müşrika menba'ı olduğuna, gaybî ve semâvî bir işârettir. Şimdi şu Cemaziyelâhir’de emsâli görülmemiş bir tarzda gece saat dörtte başlayıp, beş ve beş buçuğa kadar devam eden yıldızların düşmesi, ehemmiyetli bir hâdise-i semâviyedir. Semâvâtın hâdisâtı, zeminimize baktığı cihetle herhalde o hâdisâtın dahi küre-i arzda bir eseri olacaktır. Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine sığınmalıyız ki, nirân-ı muhrika yapmasın, envâr-ı müşrikaya çevirsin.
