İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 183 / 348
183

► (174) ◄ Ahmed Husrev’in fıkrasıdır

(Ahmed Husrev’in fıkrasıdır)

Sevgili Üstadım!

Aktâb-ı hamse-i azîmenin birincisi ve Gavs-ı A'zam nâmıyla müştehir Şeyh-i Geylânî Hazretlerinin, şimdiki Kur'ânın hàdimlerine bakan kasidesindeki ihbarât-ı gaybiye-i mühimmeyi hâvî, kıymetdâr risaleyi kardeşlerime ve dostlarıma okudum ve inşâallâh fırsat buldukça yine okuyacağım. Rahatsızlığım, bir sûretinin takdimine fırsat bahşetmediği gibi, Otuzikinci Sözün Birinci ve İkinci Mevkıfları’ndan da üç-dört sahifeden daha fazla yazmaklığıma mâni oldu.

Sevgili Üstadım, o büyük Şeyhin mazhar olduğu o büyük tecellî ve nâil olduğu o büyük eltâf-ı Sübhâniye ile sekizyüz senelik mesâfeyi gören ve bu müddet arasında gelip geçenlere ve bugünün dehşetini ehl-i zevk ve keşfe gösteren, yazılarındaki o derin ve pek ince mânâlar, idrak edebildiğim kadarını düşünürken, ehl-i gafletin nazarından saklanmış olan ve fakat ehl-i hakikatin görmesine mâni olmayan mâziyi hatırladım. Ve bu risalenin feyziyle mücâhede-i maneviyenizden ve etrafınızda toplanmış olan fedâkâr, mücâhid talebelerinizden ve ma'rûz kaldığınız mühlik felâketlerden ve nâil olduğunuz bu kadar azîm eltâf-ı İlâhiyeden başlayarak, Şah-ı Geylânî’ye kadar ve ondan Asr-ı Saâdete kadar uzanan, o uzun zamanı hayâlen gezdim. O büyük Gavs’ın sekizyüz sene evvel ilân ettiği bu hakikatin karşısında hayran oldum. O büyük Şeyh, Eski Said gibi bir mürîd ile, Yeni Said gibi bir ders arkadaşıyla konuşuyor ve konuşmaya da zaman ve mekân mâni olamıyor. İster arzın öbür tarafında olsun, ister semâvâtın en uzak köşelerinde olsun, ister Hazret-i Âdem Safiyyullâh zamanında dünyaya vedâ etmiş olsun...

İşte bu muhâvere neticesinde bu ihbarât-ı gaybiyeyi ve acîbeyi sekiz-on sene evvel öğrenmiş ve şimdi de talebelerinize ders veriyorsunuz. Bu hizmette temâyüz eden arkadaşlarınıza irâe ederek, her hususta sitâyişe lâyık Hulûsî’yi ve ona refîk olacak bir kàbiliyette bulunan mütevâzi Sabri’yi ve hizmet ve gayretleriyle sâdıkane çalışan Süleyman ve Bekir Ağa gibi talebelerinize işâret eyliyorsunuz. Ve bu küçük cemâatin istinâdgâhı olan, azîm cemâatlerin himmetlerini ve bu cemâatlerin içindeki nurânî sîmâları tanıttırdığınız gibi, Şah-ı Geylânî zamanındaki Hülâgu vak'asıyla da zamanımızın riyâkâr münâfıklarına ve bu münâfıkların re'skârlarına hitâb ederek “Yakın bir istikbâlde kahhâr bir el, size cezanızı tamamen vermekle, masûmların intikamını alacaktır.” diyorsunuz. Bu hakikatler, gösterilen dokuz-on delil ile isbât edildikten sonra bu risale-i şerîfe ile ilân ediliyordu.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.