İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 160 / 348
160

bir mahlûk gibi sokularak, birkaç zaman hileli etvâr gösterdikten sonra, rûhunun çirkinliği ile karşısındakine hücum ederek, kendine onu benzetmek istemelerini ve hattâ karşısındaki mü'min hakkında, sû-i zan ve sû-i tefehhüme düştüğünü görmektir.

Ah Üstadım! Ne vardı, insanlar ya göründüğü gibi olsa, yâhut olduğu gibi görünseler idi. Ehl-i irşad, ahkâm-ı Kur'âniyeyi tebliğ hususunda müşkülât çekmeyecek ve inkâr edilmeyecekti. Benim gibi henüz kendini ıslah edemeyenler de, bazı budalaların rûhlarında sâfiyet ve hüsn-ü insaniyet aramaya çalışmayacaktı.

Azîz Üstadım, inşâallâh Cenâb-ı Hak, hak ve hakikatin güneş gibi yükseldiğini size ve bize göstersin. Bir zindân hayatına benzeyen, birçok manevî mahrumiyetler içerisinde geçen şu günleri, sürûrlu ve serbest günlere tebdil eylesin. Âmîn.

Talebeniz Zekâi ∗∗∗

► (153) ◄ Sabri’nin fıkrasıdır

(Sabri’nin fıkrasıdır)

Üstad-ı Ekremim!

Hikmetü'l-İstiâzenin İkinci Kısmı öyle kıymetdâr bir hazine-i cevâhir ve maraz-ı vesvesenin iksîr bir ilâcıdır ki, âlem-i fânîden âlem-i bekàya göçünceye kadar, nefis ve şeytanın hücumuna ma'rûz bulunan insan, kalbinin üzerine asıp beraberinde taşımalı. O iki düşman her zaman köpük gibi, zâhirde bir şeye benzeyip, hakikatte ele avuca girmeyen havâî i'tirâzât-ı muannidâne yaparlar. Onlara karşı en rasîn tahassungâh ve en güzel esliha ve bu uğurda sarfedilecek hàlis sikkeler bunlardır. Zîra vücûdumda tecrübe yaptım. Suâlleri okuduğum vakit nefsim, suâl cihetine mâil bulunuyor. Ve ehemmiyet veriyor. Fakat elhamdülillâh akabinde, tevâlî eden Kur'ânî elmas müdafaalar, o kabîl emrâz-ı nefsâniyeyi çabuk çürütüyor ve kökünden kurutuyor. Şu nurânî ve Kur'ânî hikmetleri, bihakkın takdir hususunda, zîrûh ve zîşuûrun mükemmeli bulunan nev'-i beşerin, bidâyet-i vahiyden tâ haşre kadar, i'câz ve îcâzında, izhâr-ı acz edegeldikleri, da'vâmızın bâriz ve zâhir bir delilidir.

Hülâsa: Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân’ın ahkâm-ı bînazîrinden olan şu Risale-i İstiâze-yi Furkàniyeyi mütâlaamda, deryâ-yı hakàikta sermest-i hayran kalarak, kemâl-i aşkla dedim: Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübînin infaz-ı ahkâmını teshîl ve teysir ve dellâl-ı Kur'ânı da, âmâl ve makàsıdında

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.