Sevgili Üstadım! Hàlık’ımdan ebediyen râzı olmuşum. O da sizden ebediyen râzı olsun. Maalesef ziyaretinizle müşerref olamıyorum. Buna bedel Bekir Bey’le takdim ettiğim ve arzu edilen şekilde yazamadığım i'câz-ı Kur'ânın sahifelerini açtıkça, hakîr talebenizin her sahifeye mukâbil ellerinizden öpmekte olduğumu kabûl buyurmanızı istirhamla, sıhhat ve selâmet ve muvaffakıyetiniz için duâ ederek, el ve ayaklarınızdan öperim, Efendim Hazretleri.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Talebeniz
Ahmed Husrev ∗∗∗
► (188) ◄ Sabri Efendi’nin fıkrasıdır
(Sabri Efendi’nin fıkrasıdır)
Dün Eğirdir’e gittim. Hulûsî Bey’in ihlâslı ve sadâkatli mektûbunu getirdim. Nurânî kalb ve rûhtan cûş eden şu mektûbun muhteviyât ve münderecâtını bu fakir de tekrar ederim. Kendi hesabıma takdim ediyorum. O muhterem kardeşime bedel fakire, mâdem ki Üstad-ı muhteremim, sânî-i Hulûsî ismini vermiş; o hàlis imza sâhibinin halfinde bu fakir de görünse, ifâdâtına iştirâk etse, irsiyet-i maneviyesi daha iyi, sâbit ve zâhir olur, emel-i âcizânesini esâs gaye ve maksad bildim Efendim.
Âciz talebeniz
Sabri ∗∗∗
► (189) ◄ Aydınlı İsmail’in fıkrasıdır
(Aydınlı İsmail’in fıkrasıdır)
Sizin tatlı Sözlerinizi yazmaya başladım ve yazmaya doyamıyorum. Ve sizin tatlı Sözlerinizi yazmağa başladığım ânda, rûhumda bir ferâhlık hissediyorum. Aynı zamanda sizi hiçbir türlü unutamıyorum. Ve dâima sizin mektûbunuzu yazmak istiyorum.
Talebeniz
İsmail ∗∗∗
