tedkik etmedim. Hâlbuki, tâbiratımda bazı kusur var, fehmi işkâl eder. Isparta’daki kardeşlerimiz maksadı anlamamışlar, hakları var. Çünkü o ibare o maksûdu ifâde edemiyor. Mâdem öyledir, bu sözün latîf tevâfukât-ı harfiyesindendir ki (mebhasındaki) hem sahifenin yirmiiki olmak itibariyle yazı bulunanların yerinde (yarısından ziyâde yazılı bulunan sahifelerin) hakîki ve itibarî satırlarına ve baştaki yaprağın cild üstünde isminin iki satırı ilâvesiyle bin üçyüz kırkiki (1342) ilh... Hem o mebhastaki bu cümle hem âhirdeki beyaz sahifeyi saymak cihetiyle altmışaltı olup baştaki âyetin melfûz (altmışaltı) hurûfuna tevâfuk ediyor. Birinde, âhirdeki iki beyaz sahifeyi saymak cihetiyle (altmışyedi) olup baştaki âyetin melfûz altmış yedi hurûfuna tevâfuk ediyor. O âyet Sûre-i İhlâs’ın hurûfâtına hem lafzullâhın makam-ı ebcedîsine tevâfuk ediyor, denilmeli.
Biz bir nüshayı öyle yaptık, size gönderiyoruz. Yanınızdaki nüshaları ona göre yap. Eğirdir’deki nüshaları da öyle yapınız.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
► (242) ◄
بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ
Azîz, Ciddi, Sıddık Kardeşlerim, Hizmet-i Kur'âniyede Samîmî ve Kuvvetli Arkadaşlarım Sabri, Husrev, Ali, Re'fet, Bekir, Lütfü, Rüştü!
Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükür olsun ki, sizleri hududsuz bir sahrâ-yı hakikatte bana enîs arkadaş ve yoldaş vermiş. Bu acîb sahrâdaki hareket ve sülûk, bazen pek ince ehemmiyetsiz görünen bir şeyde mühim istifadeler edilir. Onun için zâhir nazarda mâlâyanî zannedilen bazı mes'elelerde fazla takib ediyorum ve ziyâde nazar-ı dikkatinizi celbediyorum. Ezcümle, Onuncu Söz’deki elif tevâfukâtı mühim bir mes'ele gibi nazar-ı dikkatinize gösteriyorum. Bunun sırrı şudur ki:
Bir iltifat-ı hàssaya gizliden gizliye bir işâret bulunduğunu kat'î hissettiğim için ihtiyarsız olarak kemâl-i sürûr ve ferâhımdan taşkıncasına bağırarak, “Aman geliniz siz de görünüz!” diyorum. Evet nasıl ki bir pâdişahın hàs bir ednâ işâretine mazhar olmak, kanun-u umumiyle bir müşîriyet teveccühünden fazla medâr-ı sürûrdur. Öyle de, Hàlık-ı Zülcelâl’in hususî iltifatını îmâ eden en gizli bir işârete, yüzbin can olsa ve fedâ edilse ve yüz bin sene ömür var ise o yolda sarf edilse yine ucuzdur.
