İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 184 / 348
184

Sevgili Üstadım, Hulûsî Bey’in bir fıkrasında söylediği gibi, ben de diyorum ki: Kur'ânın feyziyle açtığınız bu cadde-i nurâniyede acz ve fakr kanatlarıyla tayerân ederken, ne büyük hàrika kerâmetlerle karşılaşıyorsunuz ve ne azîm hâdisât-ı acîbeye şâhid oluyorsunuz. Kim bilir, daha neler göreceksiniz. Ve mazhar olduğunuz bu inâyetlerden bizleri de hissedar ederek, vazifemizde her ân gayret ve ciddiyet tavsiye ediyorsunuz.

İşte sevgili Üstadım, bu kadar ikram-ı İlâhî karşısında bir taraftan kulluk edemediğim için gözlerim yaşarıyor, kalbim ağlıyor; diğer taraftan da bârgâh-ı Samediyete affolunmaklığım için yalvarırken, bîhadd ve bîhesab minnet ve teşekkürlerimi takdim ediyorum. Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedâkâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsân edilmesi için duâgû oluyorum, kıymetdâr Üstadım Efendim Hazretleri.

Günahkâr talebeniz

Ahmed Husrev ∗∗∗

► (175) ◄ Re'fet Bey’in fıkrasıdır

(Re'fet Bey’in fıkrasıdır)

Pek Muhterem ve Sevgili Üstadım Efendim!

Bu defa göndermiş olduğunuz Gavs-ı Geylânî Hazretlerinin ihbar-ı gaybîsi, çok şâyân-ı hayret ve teemmül bir mes'ele-i mühimmedir. Büyük zevk-i rûhâni ile okumakla beraber, fakir talebeniz bunu çoktan hissetmiştim. Üstadımızın bu zaman için, mühim bir vazife-i maneviyesi var. Lâkin henüz ifşa etmiyor, mektûm tutuyor, fikrindeyim ve bu fikrimi bazı hàlis kardeşlerime de söylemiştim. Geçen sene Sabri Efendi’ye yazmış olduğunuz mektûbların birinde de şu fıkrayı görmüştüm. (İmâm-ı Rabbânî, son zamanlarda biri gelecek, îmân mes'elelerini gayet vâzıh bir sûrette neşr ve ilân edecek. Bu sizin hiç-ender-hiç kardeşiniz, hâşâ kendimi o adam zannedecek değilim, yalnız o büyük adamın bir pişdâr neferi olduğumu zannediyorum. Sen benden o zâtın kokusunu hissediyorsun.) Bu fıkra evvelki düşüncemi takviye etti ve kemâl-i sürûrla gelip Husrev’e dahi söyledim. Üstadımızın rütbe-i maneviyesini anladığımızdan çok sevinmiştik. Bundan dört-beş ay evvel de ziyaret-i àlînize geldiğimde Üstadımız hakkında sormuş olduğum suâle verdiğiniz cevab, kezâlik evvelki kanâatlerimi te'yid ve takviye etti. O zaman yalnız bir-iki kişi biliyorduk. Şimdi, bu Risalenin neşriyle hàs talebelerin hepsi vâkıf olmuş oluyor. Sürûrumuza pâyân yoktur. Dinsizliğin münteşir olduğu şu zamanda bulunduğumuza evvelce teessüf ediyorduk. Şimdi hiç teellüm, teessür eseri

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.