► (284) ◄ Ahmed Nazîf’in bir parça mektûbundandır
(Ahmed Nazîf’in bir parça mektûbundandır.)
Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfâdan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîgânelik fıtratımızda ve yaratılışımızda yoktur ki kalalım. Mâdem Cenâb-ı Hàlık-ı Rahîm bizleri insan yaratmıştır; insanlığın emrettiği vezâifin binde birini dahi îfâ edemediğimiz hâlde, büsbütün nasıl bîgâne kalalım.
Bu hususta mâzûr görmenizle beraber, azîmkâr ve cefâkâr ve fedâkâr ve hadsiz mütehammil, garîb ve kudsî ve azîz bir misâfirimiz olan çok kıymetli Üstadımızın, biz âsî ve günahkârların kalblerini nurlarla doldurduğu hâlde, mukâbil borcumuzu, maneviyata uzanamadığımızdan ancak değersiz ve kıymetsiz olan maddiyâtla ödeyebiliriz, zannıyla tesellî bulmaktayız. Af buyurunuz Üstadım!.. Dellâl-ı Kur'ân’ın nidâlarını işiten hangi Müslüman vardır ki, kulaklarını tıkasın. Hâşâ!.. sümme hâşâ!..
Nurlarınızın şuâı gözlerimizi kamaştırıyor. Kalblerimizi bütün sâfiyetiyle Allah’a, Kur'âna ve Resûl-i Müctebâ’ya (A.S.M.) ve o iki cihan serverinin azîz vârislerine bağlıyor ve bağlamıştır. Bu bağ öyle bir bağ ki; inâyet-i Hak’la, hiçbir maddiyûnun ve hiçbir mülhid ve fırak-ı dâllenin değil, dünya kâfirlerinin bütün kuvvetleri bir araya gelse, bu kudsî râbıta-i kalbiye bağını koparamaz اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى
Zât-ı fâzılânelerince lüzum görülüp icâb etmeden, hiçbir zaman mektûb yazmak zahmetlerini ihtiyar etmenize râzı olamam. Bu hususta gücenmek şöyle dursun, kıymetli Üstadımın kudsî vazifelerinin îfâsına mâni teşkil eden işgali, en büyük hatâ ve hürmetsizlik sayarım.
Ahmed Nazîf Çelebi ∗∗∗
