İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 177 / 348
177

► (171) ◄ Ehl-i bid'anın şiddetli hücumuna ma'rûz kalan Süleyman hakkındadır

(Ehl-i bid'anın şiddetli hücumuna ma'rûz kalan Süleyman hakkındadır.)

Suâl: Süleyman nasıl adamdır? Başta buranın memuru, çok adamlar onu tenkid ediyorlar. “Lüzumsuz sözleri hocaya söylüyor, yanlış ediyor, âdeta münâfıklık ediyor.” derler. Sana çoktanberi hizmet ediyor; mâhiyeti nedir, bildir?

Elcevab: Süleyman, sekiz sene, benim gibi asabî, hiddetli bir adamı hiçbir vakit gücendirmeyen, hiçbir menfaat-i maddî mukâbilinde olmayarak, kendi işini bırakıp kemâl-i sadâkatle Allah için hizmeti, bu köyce ma'lûmdur. Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. Bu tarz ahlâk, bu zamanda bulunması, medâr-ı ibrettir. Ben hem garîb, hem misâfirim. Benim istirahatimi te'min etmek köyün borcu idi. Bu köy nâmına Cenâb-ı Hak onu ve Mustafa Çavuş’u ve Muhâcir Hâfız Ahmed’i ve Abdullâh Çavuş’u bana ihsân etti. Ben de Cenâb-ı Hakk’a şükrediyorum. Bunlar, bana yüzer dost kadar kıymetdâr göründüler, vatanımı bana unutturdular. Gurbet ve misâfirlik elemini bana çektirmediler. Bunların yüzünden ben, bu köyün hayatta ve vefât edenleriyle alâkadar olup, onlara her zaman duâ ediyorum. Sadâkatçe Süleyman’dan geri kalmayan Mustafa Çavuş’la Muhâcir Hâfız Ahmed, şimdilik hücuma ma'rûz olmadığından iyiliklerinden bahsedilmedi. Bir parça Süleyman’dan bahsedeceğiz. Şöyle ki:

Süleyman, benim her hususî işimi ve kitabetimi kemâl-i şevk ile, minnet etmeyerek, mukâbilinde bir şey kabûl etmeyerek, kemâl-i sadâkatle yapmış. Hattâ o derece hizmeti sâfî ve hàlis, Allah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyâde arzu ettiğim dakikada, ümîd edilmediği bir tarzda geliyor; fesübhânallâh diyorum: “Benim arzu-yu kalbimi bu işitiyor mu?” Anladım ki o, istihdam olunuyor, sadâkatinin kerâmetidir. Hattâ hizmetimde bulunduğu bir gün, bir yaşındaki kız çocuğuna bakılmamış. Yüksek bir damdan, taş üstüne çocuk düştü. O hizmet sadâkatinin bir ikram-ı İlâhî olarak o çocuk hiçbir teessür ve hastalık görmediği gibi, sütten, memeden bile kesilmedi. Her ne ise.. bu tarz sadâkatinin lem'alarını çok gördüm.

Süleyman’da sadâkatle beraber esâslı bir ihlâs gördüm. Evet bugünlerde insafsız insanlar, onun şeref ve haysiyetini kıracak derecede, hakkında işâalar izhâr ettikleri zaman, ona tesellî nev'inden dedim ki: “Sana bir sû-i şöhreti takmakla riyâdan kurtulursun.” O da kemâl-i sürûr ve ciddi bir sûrette o tesellîyi kabûl etti.

Gelelim gıybet hakkındaki mesleğine: Bu zât, bende gıybet hakkında ne kadar şiddetli bir nefret olduğunu bildiği cihetle, beni kızdırmamak için

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.