İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 233 / 348
233

► (216) ◄ Mektûbat’ta Onsekizinci Mektûb’un başı ve İkinci Mes'ele-i Mühimme’deki suâlinin cevabına bir zeyildir

(Mektûbat’ta Onsekizinci Mektûb’un başı ve İkinci Mes'ele-i Mühimme’deki suâlinin cevabına bir zeyildir.)

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَـاتُهُ

Azîz, Sıddık, Muhlis Kardeşim Hulûsî Bey!

Suâllerinize dair bir cevab yazmıştım. Kardeşimiz Husrev bir izâh istedi. O zât rûhen size benzediği için, onun istizahına sen de iştirâk ettiğini tahayyül ettim. Bu zeyli yazdım, size gönderdim.

Hem Kerâmet-i Gavsiye’nin birinci satırına dair bir parça gönderildi, onun âhirine yazarsınız. Hem Kerâmet-i Gavsiye ile münâsebetdâr bir nükte-i Kur'âniyeyi gönderdik. Meşrebimize muhâlif olan bu izhâr-ı esrâra beni sevk eden manevî ihtar ile kardeşlerimizin sa'ye ziyâde şevk ve gayrete gelmelerine bir vesile olmasıdır.

Hakikaten bir vakit fütûr geldi, tevâfuk çıktı, şevki tazelendirdi. Bir zaman yine fütûr baş gösterdi, Kerâmet-i Gavsiye çıktı, gayreti çok ziyâdeleştirdi. Ben bu hâletten anladım ki; izhârından hizmetimize zararı yok, olsa olsa nefsime zarardır. Zâten nefsim hizmete fedâ olmağa hazırdır. Başta muhterem pederiniz, Fethi Bey, Hoca Abdurrahman, Kemâleddin, Ömer Efendi olarak risalelerle alâkadar olan zâtlara selâm ve duâ ediyorum ve duâlarını istiyorum.

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Kardeşiniz Said ∗∗∗

► (217) ◄ Hulûsî’nin ikinci suâlinin cevabına bir zeyildir

(Hulûsî’nin ikinci suâlinin cevabına bir zeyildir)

Suâl: Muhyiddin-i Arabî, vahdetü'l-vücûd mes'elesini en yüksek bir mertebe telâkki ettiği gibi, ehl-i aşk bir kısım evliyâ-i azîme dahi ona ittibâ' etmişler. Bu mes'elenin en yüksek mertebe olmadığını, hem hakîki olmadığını, belki bir derecede ehl-i sekir ve istiğrakın ve ashâb-ı şevk ve aşkın meşrebi olduğunu diyorsun. Öyle ise, muhtasaran, sırr-ı veraset-i Nübüvvetle ve Kur'ânın sarâhatiyle gösterilen Tevhidin yüksek mertebesi hangisidir? Göster.

Elcevab: Benim gibi hiç-ender hiç, âciz bir bîçârenin kısa fikriyle bu yüksek mertebeleri muhâkeme etmek, yüz derece haddimin fevkındedir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.