tabancası gibi endaht edildi. Ve hem de Nur deryâsının askerleri beyninde, bir nev'i müsâbaka vazifesini de gördü. Her müntesib, meşher-i Nur’a az-çok hünerini döktü.
Sabri ∗∗∗
► (087) ◄ Sabri’nin fıkrasıdır
(Sabri’nin fıkrasıdır)
Eyyühe'l-Üstad!
Îd-i saîd-i fıtrînizi tebrik ve bilvesîle dest ve dâmen-i kerîmânelerini öperim.
Efendim, her ân nurlar ile teğaddî eden rûh-u âcizânem, yine evvelki cuma günü mugaddî bir nura muntazır iken, Yirmidokuzuncu Mektûbun Üçüncü Kısmı’nı ihsân ve irsâl buyurulmakla fakir talebeniz müşerref ve müstefîd ve minnetdâr kalmıştır. Bir saatlik misâfir kalan bu eser-i kıymetdâr ve mânidârı hemen Abdullâh götürdü. O rüya-misâl gördüğüm eserin, bir haftadan beri dimağımdaki kıymetdâr nakışlarını ve mânidâr meâllerini, aczim dolayısıyla ifâde edebilmeye iktidarım yok.
Şu kadar arzedebileceğim ki, bu bürhânî, senedî, şühûdî velhâsıl kâffe-i esbâb-ı sübûtiyesi aslında münderic ve müştemil bulunan kıymetdâr eser, umum Risale-i Nur ve Mektûbatü'n-Nur’un güneş-misâl i'câzları, âlemleri hayrette bırakan kerâmetleri, dost ve düşmanın itiraf ve takdirini kazanan âsâr-ı sâbıka-i nurâniyenin ne kadar güzellikleri ve meziyetleri varsa, sanki bu kısımda ictimâ' etmiş. Veyâhut şöyle diyebileceğim ki; her ne zaman Nurlardan bir risale görsem, bu gibi veyâhut daha ziyâde bir zevk-i hakîki ve sürûr-u nâmütenâhî görüyorum. Şu hâlde bu acîb mahsûsât ve meşhûdât, ancak nurlara ait ve münhasır bir i'câz, kezâlik nurlara mahsûs bir kerâmetidir demekte, ehl-i îmânca kâmil bir kanâat mevcûd bulunacağına eminim. Bilhassa tevâfukâtı, tefsiratı gösterilerek tahriri musammem ve menvî bulunan Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân’ı, umum ehl-i îmân ve tevhid, kemâl-i hâhişle ve nihâyetsiz hürmetle karşılayacakları, bedâhette olduğu gibi, birçok kimselerin de, âhir ömürlerinde yeniden okumağa şevk ve gayret gösterecekleri, bir ihtimal-i kavîdir. Daha nice emsâli nâmesbuk âsârın vücûda getirilmesini, bütün rûhumla diler ve Cenâb-ı Mün'im-i Hakîki’den muvaffakıyetler temennî eylerim Efendim.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Hâfız Sabri ∗∗∗
