Daha çok söylemek isterim, fakat iktidar ve kifâyetsizliğimden kalemim kalbimin tercümânı olamıyor. Her iş gibi bu arzumu da Cenâb-ı Kibriyâya havâle ederiz...
Âsım
(Rahmetullâhi aleyh) ∗∗∗
► (117) ◄ Hâfız Ali’nin bir fıkrasıdır ki; küçük bir mes'elede, “Gücendin mi?” diye istifsar münâsebetiyle yazılmıştır
(Hâfız Ali’nin bir fıkrasıdır ki; küçük bir mes'elede, “Gücendin mi?” diye istifsar münâsebetiyle yazılmıştır)
Eyyühe'l-Üstadü'l-Muhterem!
Hayatımın her safhasından kıymetli ve o hayatı, pervâne-misâl, bir emrinin infazına ateşte yakmağa her ân hazır olduğum kıymetli Üstadım!
Evet, değil böyle hakikat uğrunda, hattâ bir kıymetli hediyeyi ihsân eden Pâdişah-ı Zîşan için o hediyeyi sarfetmekte tereddüd edilemez. Öyle de Üstadım, bize emânet olarak ve ne zaman alınacağı mechûl olan hayatın ve her zaman emrine âmâde ve hazır olduğum Cenâb-ı Mün'imin, o emânet üzerine ne gibi emri vâki olsa inşâallâh bilâ-tereddüd emânetini iâdeye hazırız. Mâdem siz, o Pâdişah-ı Bîzevâl’in Kurbiyet-i İlâhiyesinde aynı emrini tebliğe memur bulunuyorsunuz; öyle ise her mübârek sözünüz hak ve aynı rahmettir.
Hem efendim, bahçıvan-misâl fidanları büyütmek üzere, hayvanat-ı muzırranın taarruzundan bir ân evvel kurtarmak için, aşağı dallar kesilir ki, tâ yükselsin. O fidanların hiçbir cihetle hakları yoktur ki, “Bizi tımar eden ve hayatımıza sebeb olan, bizi bazen rencîde ediyor.” diyemezler. Zîra hâl-i asılları ile kalsaydılar bir muzır hayvan koparacaktı ve topraktaki kökü de tefessüh edecekti, yok olacaktı.
Evet Üstadım, mübâlağasız, pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazen kabûl ettirdiğim... Yalnız pür-zünûb talebenizi; dizlerime değil, belime değil, boğaz çukuruma değil, belki de boyumdan aşan ve belki dâhilimin de siyah çamurlara mezcolduğu ve tefessüh etmeğe başladığı bir zamanda Hızır gibi yetişip ve misl-i Lokman, Kur'ân-ı Hakîmin şifâhânesinden lemeân eden muâlecelerle tedâviye başladınız. Hayat ismine lâyık bir hayat bahşına vesilesiniz. O hayatı ihsân edene ve vesile olan uğruna, o hayatı ifnâ etmemek (Hâşiye) [^2] kâr-ı akıl değildir.
[^2]:(Hâşiye) Benim bedelime şehîd olacağını hissetmiş. Kuvvet-i ihlâsının kerâmeti olarak haber veriyor. Haber verdiği gibi şehîd oldu... Said Nursî
Hem bir hasta, ameliyâta muhtaç olduğunu bilmelidir. Ve hastasını gece gündüz tedâvi altında bulunduran eczâcıya karşı yüzbinlerle teşekkür ve o eczâcıya eczâhâneyi teslîm eden Hakîm-i pür-kemâl, Kadîr-i Bîmisâl
