ilân ediyor ve diyor; “Ben Kur'ân’ın dellâlıyım.” diye yüksek sesle bağırıyor, ilân ediyor. Ben heyecanımdan hemen uyandım...
Demek bakınız ey kardeşlerim ve bütün mü'minler! Üstadım Hazretleri değil memleketimize, bütün üçyüz elli milyon Müslümana her saat, her dakika, her ân bağırıyor. Benim gibi zâhir kulağıyla dinlemeyiniz, kalb kulağıyla dinleyelim ki, her ân bağırıp çağırdığını işitelim. Mâdem bu elmas ve cevherler, bu sergiler asrımıza verilmiş; bütün asrımızda kazancımızı versek, yine o elmasların birinin fiatını veremeyeceğiz. Bahar mevsimi geçmeden bütün cevherlerden alalım. O cevherler ise Risale-i Nur Külliyatıdır.
Ben âciz de Yirmidördüncü Sözün Dördüncü ve Beşinci Dal’ını okumağa ve yazmağa başladım ve yaralarımın birer birer kuruduğunu hissedince, Mektûbat ve Sözler’i bütün kuvvetimle yazmağa karar verdim. Benim gibi yaralı kardeşlerime, bütün Müslümanlara bütün kuvvetimle bağırıyorum: “Eyvâh! Bu asrımızda, bu yaralar ile nasıl istirahat edebiliriz, yoksa!... Bu asrın manevî doktoru ve ilâçları ise Kur'ândan tereşşuh eden Risaletü'n-Nur ve Mektûbatü'n-Nur’dur. Onlara sıkı sarılalım.”
Âciz Talebeniz
Ali Ulvî ∗∗∗
► (139) ◄ Kuleönü karyesinden İbişoğlu Mehmed’in bir fıkrasıdır
(Kuleönü karyesinden İbişoğlu Mehmed’in bir fıkrasıdır)
Muhterem Üstadım Efendim!
Kardeşim Mustafa risaleleri yazmağa başlayalı beş sene oldu. Maalesef iki senesini zâyi' ettik. Üç seneden beri, risaleleri sâir arkadaşlarla beraber, hizmetimizin haricinde her zaman okuyup istifade ediyoruz. Bazı, köyümüzün ehl-i tarîkat olanları, bidâyeten kardeşim Mustafa’nın okuduğuna ehemmiyet vermiyorlardı. Ben de, “Bu okunan Sözler, hem tarîkata, hem hakikate pek muvâfıktır. Hem bu zamanın yaralarına bir ilâçtır.” diyordum. Ve her ne zaman ye's içerisinde kalsam kardeşimin yanına gelir, işittiğim hakikatleri Risale-i Nurdan okutur, dinler ve Risale-i Nurun verdiği feyizle yaralarım tedâvi olur, giderdim. Herhangi bir mes'eleden bahsedilse Risale-i Nurda en iyisi vardır. Yalnız çok insanlar var ki Sözler’in kıymetini bilmiyorlar. Ben de, bütün bu söylenen sözlere ilâç, risalelerde vardır diyorum. Olanca kuvvetimle küre-i arza bağırarak derim ki: “Hàriçte görülen marazlara ilâç vardır.”
