İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 248 / 348
248

► (223) ◄ Husrev’e hitâben yazılan bir mektûbdur

(Husrev’e hitâben yazılan bir mektûbdur)

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ وَعَلٰى وَالِدَتِكَ وَعَلٰى اَخِيكَ وَعَلٰى اِخْوَانِكَ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ

Azîz, Mübârek, Sıddık Kardeşim!

Evvelâ: Sözler’e başlamadan iki ay evvel gördüğün mübârek rüya çok güzeldir; hem hakikattir. Evet kardeşim, sen bir bahçe-i ebedî olan Kur'ân-ı Hakîm’in Cennetinden Gül-ü Muhammedî (A.S.M.) nâmında, hadsiz nurânî hakikatlerin fabrikası hükmünde, tefsir-i hakàik-ı Kur'âniye etrafında halka tutan ve sizin gibi çarklardan mürekkeb olan bir cemâat-i mübâreke içinde en hàs ve en yüksek mertebeye kâtib ta'yin edildiğine, o rüya beşâret verdiği gibi biz de beşâret ediyoruz.

Sâniyen: Bu defa bize yazdığın Mu'cizât-ı Ahmediye (A.S.M) Risalesi çok hàrika düşmüş. Kim ona bakıyor, bir zevk-i hakîki hisseder. Demek oluyor ki manevî, hàlis, samîmî hisler, maddî nakışlar sûretinde kendini hissettiriyor. Bu sırra ben muttali' olduğum vakit kardeşim Gâlib dahi aynı hisse iştirâk etti. Evet, bunun altında manevî tebessüm var diye, senin hattını kendi hattına tercihle mukàbele etti. O yazdığın risale vâsıtasıyla pek çok insanlar, îmânlarını kuvvetleştiriyorlar, muhabbet-i Ahmediye (A.S.M.) kalblerinde ziyâdeleşiyor. İşâret-i gaybiye hakkında şübheleri kalmıyor. O sevâb da senin defter-i a'mâline geçiyor. Kur'ân ve Resûl-i Ekrem (A.S.M.) kelimesinden başka, işâret ettiğin kelimât çok mânidârdır, hem bir temeldir. O iki kelimenin mübârek tevâfukuna bir hüccettir. Hem gösteriyor ki, bütün o tevâfukâtı dahi riâyet etmeyen, o iki kelimenin tevâfukuna kalem karıştıramaz. Zannediyoruz ki o risalelerin hatt-ı hakîkisini sen buldun veyâhut yakınlaştın.

Sâlisen: Mâbeynimizde münâsebet; manevî, rûhî, hakîki olduğu için zaman ve mekân müdâhale etmez. Dergâh-ı İlâhiye müteveccih olduğumuz vakit günde belki kaç defa Husrev yanımda bir cihette hazır olmakla beraber, senin o şirin yazıların, hususan Ondokuzuncu Mektûb’daki mübârek hattın göründükçe seni hayâlimizce hazır ediyoruz. Ben ve buradaki arkadaşlar dahi seni burada görmek çok arzuluyoruz. Fakat Isparta sana çok muhtaçtır. Hem de şimdi hâl ve mevsim pek müsâid görünmüyor. Onun için kardeşimi bir mikdar yanımda bulundurmak ile sana zahmet vermek istemiyorum. Yoksa sen bize çok lâzımsın. İnşâallâh bir vakit kazâ edeceğiz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.