İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 157 / 348
157

bu eser-i àlî, bütün ehl-i îmân ve zîşuûra, menba'-ı hakîkisi olan Kur'ân-ı Hakîm gibi, nurları ile âb-ı hayatı serpiyor.

Hâfız Ali (R.H.) ∗∗∗

► (150) ◄ Ahmed Husrev’in bir fıkrasıdır

(Ahmed Husrev’in bir fıkrasıdır)

Üstadım Efendim!

Bir hafta evvel “Hikmetü'l-İstiâze” isimli risalenin bir kısmını ve birkaç gün evvel de diğer kısmıyla, Ondördüncü Lem'anın Birinci Makamı’nı aldım. Hikmetü'l-İstiâzenin Birinci Kısmı’nı müteaddid defalar kardeşlerimle okudum. Dedim:

Ey Sevgili Üstadım! Bu kıymetdâr Risale ile mücâhid talebelerinize öyle güzel bir ilâç takdim ediyorsunuz ki bu ilâçlarla manevî yaralarımızı o kadar güzel ve çabuk tedâvi ediyorsunuz ki; o pek müdhiş yaralarımız bir ânda iltiyâm buluyor, ızdırâblarımız o ânda zâil oluyor, kalblerimiz serâpâ sürûr ile doluyor. Rabb-i Kerîmimize karşı taşımakta olduğumuz muhabbetimiz tezâyüd ediyor. Ve Hàlık-ı Rahîme karşı olan âdâbımıza bile halel gelmeyeceğini okudukça, vazifedeki şevk ve gayretimizi artırıyor.

Evet azîz Üstadım!.. Ekser zamanlar ins ve cin şeytanlarının hücumlarından ve terbiye edemediğim âsî nefsimden gelen bir takım havâtır-ı şeytaniyeden kurtulmak için, pek çok çabaladığım zamanlarım oluyordu. Kalb, bu gibi hâletten kurtulmak için inziva ararken, Nakşî kahramanlarının “Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk.” diye olan esâsâtı, dimağıma ilişiyordu. Fakat bu söze cevab veren azîz Üstadımın beyânâtı arasında, “İnsan bir kalbden ibaret olsa idi bu söz doğru olabilirdi. Hâlbuki insanda, kalbden başka akıl, rûh, sır, nefis gibi mevcûd olan letâif ve hâsseleri, kendilerine mahsûs vezâife sevk ederek zengin bir dâirede, kalbin kumandası altında îfâ-yı ubûdiyeti” tavsiye buyuruluyor. Güneş gibi böyle hakikatleri izhâr eden böyle nurlu düsturlar, talebelerinde esâs olduğu için, sâlifü'l-arz havâtıra çare arıyordum...

Talebelerinin her ân ihtiyaçlarını düşünüp çareler arayan, ilâçlar hazırlayan, ihzarâtını zahmetsiz olarak talebelerine istimâl ettiren, mukâbilinde hiçbir şey istemeyerek minnet ve medhin Cenâb-ı Hakk’a yapılmasını emreden sevgili Üstadım... Size evvelden beri “Lokman” nazarıyla bakmaktayım... Evet hakikaten bir Lokman’sınız. Lokman Hekim gibi kalbî arzularımızı işitirek bu risaleler ile muâlece uzatıyorsunuz. Bedî' olan Cenâb-ı Hakk’ın, bedâyi'i içinde, kemâliyle her cihette derece-i nihâyeye

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.