► (256) ◄
بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ
Azîz, Sıddık Kardeşim Re'fet Bey!
Mâşâallâh, şimdi siz ümîd ettiğim tarzda risaleleri takib ediyorsunuz ve yazıyorsunuz. Senin gibilerin az sa'yi dahi çok hükmündedir. Çünkü çoklar size i'timâd edip sizi taklid eder. Sizin gibi ciddi kardeşleri bu gurbet memleketinde bulduğumdan burası benim için hakîki bir vatan hükmüne geçti, hakîki vatanımı unutturdu. Yazılan eserlerin yüksekliği, me'haz ve mâden-i kudsîleri olan Kur'ân’dan sonra sizler gibi muhâtabların ciddi iştiyakları ve tam tefehhümleridir. Siz beni bulduğunuzdan bir şükretseniz, ben sizi bulduğumdan dolayı bin şükrediyorum.
Mektûbunda İsm-i a'zam’ı suâl ediyorsun. İsm-i A'zam gizlidir. Ömürde ecel, Ramazan’da leyle-i Kadir gibi, esmâda ism-i a'zamın istitarı mühim hikmeti var. Kendi nokta-i nazarımda hakîki ism-i a'zam gizlidir, havassa bildirilir. Fakat her ismin de a'zamî bir mertebesi var ki, o mertebe ism-i a'zam hükmüne geçiyor. Evliyâların ism-i a'zamı ayrı ayrı bulması bu sırdandır. Hazret-i Ali’nin (R.A.) Ercûze nâmında bir kasidesi, Mecmuatü'l-Ahzâb’da var. ism-i a'zamı altı isimde zikrediyor. İmâm-ı Gazâlî onu Cünnetü'l-Esmâ nâmındaki risalesinde, Hazret-i Ali’nin zikrettiği ve ism-i a'zamın muhîti olan o esmâ-yı sitteyi şerh ve hàssalarını beyân etmiştir. O altı isim de فَرْدٌ، حَىٌّ، قَيُّومٌ، حَكَمٌ، عَدْلٌ، قُدُّوسٌ dür.
Kerâmet-i gaybiyenin ikinci parçasını tashih ederek bir parça daha ilâve ettik, gönderdim.
Bedreddin’in sür'atle ileri gitmesi, Kur'ân-ı Hakîm’in feyz-i kerâmetindendir. Cenâb-ı Hak muvaffak etsin.
Hacı İbrahim Efendi’ye bilhassa selâm ediyorum. Lütfü, Rüşdü, Hâfız Ahmed, Sezâi Efendilere selâm ediyoruz. Âhiret hemşireme de duâ ediyorum. Senin bu defaki mektûbun bir parçası Mektûbat içine dercedildi.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
