tab'ına medâr olabilir. Halklardan sadaka kabûl etmediğim gibi, kitaplarıma da sadakalarla tab'ını kabûl etmem. Yalnız gayretinizi ve himmetinizi Onuncu Söz gibi, yalnız yanlışsız ve güzelce tab'ına ve matbaadaki tashihâtına sarfediniz. Ve birinci olarak tab' ettirdiğiniz risalenin masârif-i tab'iyesi ne kadar ise bana bildiriniz. Ben borç eder, para gönderirim.
Eğer tab'ına muvaffak oldunuz ise, zâtınız pederiniz gibi çok sevdiğiniz Medine-i Münevvere ve Mekke-i Mükerreme ahâlisine bir mikdar nüsha gönderseniz çok iyi olur. Belki eski hediyelerinizden daha hayırlı hediye hükmüne geçecektir, inşâallâh.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Said Nursî ∗∗∗
► (208) ◄ Hulûsî Bey’e hitâptır
(Hulûsî Bey’e hitâptır)
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ
Azîz kardeşim!
Sizler, sabah ve akşam duâmda dâhilsiniz. Siz dahi beni duânızda dâhil ediniz. Şu âlemde mü'minin mü'mine karşı en büyük yardımı duâ iledir. Eğer bir adam, dostundan emin ise –ki gurura girmez– onu şükre sevketmek için tahdîs-i ni'met nev'inden ona ait bir kısım ihsânat-ı Rabbâniyeyi bahsetse beis yoktur zannederim. İşte seni gurursuz bildiğim için bu sırrı sana açıyorum. Şöyle ki:
Ben Sözler’i yazarken ihtiyarsız olarak ekser temsîlâtı, şuûnât-ı askeriye nev'inden zuhûr ediyordu. Ben hayret ediyordum. Neden böyle yazıyorum, sebebini bulamıyorum. Sonra hâtırıma geldi ki, belki istikbâlde şu Sözler’i hakkıyla anlayacak, kabûl edip hırz-ı can edecek en mühim talebeleri askeriyeden yetişecek. Onun için böyle yazmaya mecbur oluyorum, düşünüp o kahraman askerleri bekliyordum. İşte mağrûr olma, şükret; sen o askerlerden bahtiyar birisisin ki evvel yetiştin. Yirmidört aded Sözler’i meşâğil-i dünyeviye içinde yazmaklığın, benim bu hüsn-ü zannımı te'yid etti. Fakat bâkî kalan Sözler çok mühimdirler. Hususan İ'câz-ı Kur'ân ve Kader Sözleri... İnşâallâh ötekileri sana yazdıran, bunları dahi yazdıracak. Şimdiye kadar yazdığın Sözleri bir vakit gönder, güzelce tashih edip göndereceğim.
