İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 26 / 348
26

► (003) ◄

Muvâsalatımın ilk gecesi pederimin misâfirlerine tahsîs eylediği odaya devam eden zevâta –mütevekkilen alallâh– akşam ile yatsı arasında Risale-i Nuru okumağa başladım.

Sevgili Üstadım! Evvelce arzettiğim vechile ben artık bir şey için yaşadığımı zannediyorum. O da Üstadım olan dellâl-ı Kur'ânın vazife-i memure-i maneviyesini îfâda kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesabına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibarettir. Orada bulunduğunuz müddetçe Hazret-i Kur'ân’dan hakikat-i îmân ve İslâm hesabına vâki olacak istihrâc ve tecelliyâttan mahrum bırakılmamaklığımı hàssaten istirham ediyorum. İnşâallâh müstecâb olan duânızla Allah-u Zülcelâl, Risale-i Nur hizmetinde ümîd ve arzu ettiğim neticeye vâsıl, merhum ve mağfûr Abdurrahman gibi âhir nefeste îmân ve tevfik ve saâdet-i bâkiyede iki cihan serveri Nebi-yi Ekremimiz Muhammedüni'l-Mustafa (Sallallâhu Teâlâ Aleyhi Ve Sellem) Efendimize ve siz muhterem Üstadımın arkasında ve yakınında komşuluk vermek sûretiyle âmâl-i hakîkiyeye nâil buyurur. Risale-i Nur gerçi zâhiren sizin eserinizdir; fakat nasıl ki Kur'ân-ı Mübîn Allah’ın kelâmı iken Seyyid-i Kâinât, Eşref-i Mahlûkat Efendimiz nâsa tebliğe vâsıta olmuştur; siz de bu asırda yine o Furkàn-ı Azîm’in nurlarından bugünün karmakarışık sarhoş insanlarına emr-i Hak’la hitâb ediyorsunuz. Öyle ise, O Hakîm-i Rahîm, size bu eseri yaptırtan o nurları ayak altında bıraktırmaz; elbette ve elbette fânîlerden belki de hiç ümîd edilmediklerden sâhibler, hâfızlar, ikinci üçüncü hattâ onuncu derecede mübelliğler, nâşirler halk buyurur i'tikàdındayım.

Hulûsî ∗∗∗

► (004) ◄

Evet İslâmiyet gibi bir àlî tarîkim, acz ve fakrı Allah’a karşı bilmek gibi bir meşrebim, Seyyidi'l-Mürselîn gibi bir rehberim, Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân gibi bir mürşidim, bir dakikada mertebe-i velâyete erişmek gibi ulvî bir netice almak mümkün olan askerlik gibi bir mesleğim var.

Üstadım, bana ve dinleyen her zevi'l-ukùle, “Tarîkat zamanı değil, îmânı kurtarmak zamanıdır. Beş vakit namazını hakkıyla edâ et, namazın nihâyetindeki tesbihleri yap, ittibâ'-ı sünnet et, yedi kebâiri işleme” dersini vermiştir. Ben gerek bu derse, gerek Risaletü'n-Nur ile verilen derslere, Kur'ân’dan istinbat buyurarak gösterdiği hakikatlere karşı Allah’ın tevfikiyle can ü dilden “belî” dedim, tasdik ettim ve bana böylece hakikat dersini veren bu zâta da ömrümde ilk defa olarak “Üstad” dedim. Hatâ etmedim, isabet ettim.

Hulûsî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.