İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 327 / 348
327

► (285) ◄

بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ حُرُوفَاتِ رَسَائِلِ الَّتِى كَتَبْتُمْ وَتَكْتُبُونَ

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Onuncu Şuâ nâmında yazdığınız Fihristenin İkinci Kısmı, bana şöyle kuvvetli bir ümîd verdi ki: Risale-i Nur, benim gibi âciz ve ihtiyar ve zaîf bir bîçâreye bedel, genç, kuvvetli çok Saidleri içinizde bulmuş ve bulacak. Onun için, bundan sonra Risaletü'n-Nur’un tekmîl ve izâhı ve hâşiyelerle beyânı ve isbâtı size tevdî' edilmiş, tahmin ediyorum. Bir emâresi de şudur ki: Bu sene çok defa ihtar edilen hakikatleri kaydetmek için teşebbüs ettim ise de, çalıştırılamadım.

Evet, Risaletü'n-Nur, size mükemmel bir me'haz olabilir. Ve ondan erkân-ı îmâniyenin herbirisine, meselâ Kur'ân’ın Kelâmullâh olduğuna ve i'câzî nüktelerine dair, müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhânlar cem'edilse ve hâkezâ, mükemmel bir izâh ve bir hâşiye ve bir şerh olabilir. Zannederim ki, hakàik-ı àliye-i îmâniyeyi tamamıyla Risale-i Nur ihâta etmiş, başka yerlerde aramaya lüzum yok. Yalnız bazen izâh ve tafsîle muhtaç kalmış. Onun için vazifem bitmiş gibi, bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor. Ve inşâallâh vazifeniz şerh ve izâhla ve tekmîl ve tahşiye ile ve neşir ve ta'lim ile, belki Yirmibeşinci ve Otuzikinci Mektûbları te'lif ile ve Dokuzuncu Şuâ’nın dokuz makamını tekmîl ile ve Risale-i Nur’u tanzim ve tertib ve tefsir ve tashih ile devam edecek.

Risaletü'n-Nur’un samîmî, hàlis şâkirdlerinin hey'et-i mecmuasının kuvvet-i ihlâsından ve tesânüdünden süzülen ve tezâhür eden bir şahs-ı manevî bâkî ve muktedir bir kuvvet-i zahrdır, bir rehberdir.

Buradan oraya gelen mektûbları, Mübârekler Hey'eti bir risale şeklinde toplamasını ve Husrev de cüz'î ve hususî bazı cümlelerini ve lüzumsuz bazı fıkralarını tayyetmeyi Hâfız Ali ve Sabri’ye havâle etmiş olduğunu yazıyorsunuz. Evet Risaletü'n-Nur hakkında, kerâmetli ve dikkatli ve isabetli ve keskin Husrev’in nazarı doğrudur. Bâkî bir eserde, muvakkat ve cüz'î ve hususî kelimeler tayyedilse daha iyidir.

Bu defaki mektûbunuzda kerâmetkârâne üç nokta gördük.

Birincisi: Buranın bir Husrev’i olacak derecede ihlâs ve irtibat ve iktidarı gösteren –küçük Husrev– Mehmed Feyzi isminde Risaletü'n-Nur’un çalışkan bir talebesi askerden gelip, daha ikinci defa görüşüldüğü vakit, mektûbunuzda Feyzi ismini gördük. Dedik: Bu Risaletü'n-Nur’un şâkirdleri, birbirinden ne kadar uzak olsa da, birbirine pek yakındır ki, böyle birden hissedip yazdılar.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.