Derslerinden birinde ki, her vakit zikir ettiğim مَنْ آمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şifâ-bahş vecîzesi hâtırımızda varken, şübhesiz her musîbet ve her elem hoş karşılanacaktır.
Azîz kardeş! Zaman olur ki herşey, herkes, her muâmele, kalbi incitiyor. Fakat işte tiryâkı:
﴿ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُ لَٓااِلٰهَ اِلَّاهُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ﴾
Her zaman söylüyorum: Biz bu fânî hayat için dostluk yapmıyoruz. Bu kısa hayata vedâ etmek, indimizde ve i'tikàdımızda ebedî bir hayatın mukaddimesidir; öyle ise müteessir olmayalım. Nice ki, o hayata başlamadık. İşte mürâsele ile muvâsalayı te'min edelim. Allah’a güvenelim, O’ndan medet dileyelim.
﴿ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْ لَٓا اَنْ هَدٰينَا اللّٰهُ لَقَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ ﴾
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فِى عِلْمِ اللهِ وَعَلٰى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ
Hulûsî ∗∗∗
► (049) ◄ Sabri’nin Yirmibirinci ve Yirmiikinci Sözleri yazdığı vakit yazdığı mektûbun bir fıkrasıdır
(Sabri’nin Yirmibirinci ve Yirmiikinci Sözleri yazdığı vakit yazdığı mektûbun bir fıkrasıdır)
Bil'umum Risalatü'l-Envâr herbiri ayrı ayrı mevzûlarda, hadd ü hesaba gelmeyen müşkülleri halletmeleriyle beraber bendeniz şöyle tasavvur ediyorum ki: Nur deryâsından nûş etmek isteyen bir kimse, Birinci ve Yirmibirinci ve Yirmiikinci Sözleri alsa, diğerlerine eli yetişmezse dahi maraz-ı kalbîyi def' ve ref'e, rûhu tenvir ve tesrîre kâfî bulunduğu meşhûd ve müsellemdir. Zîra Birinci Söz tevhid miftâhıdır. Yirmibirin birinci şıkkı da mirkât-ı Cennettir. İkinci şıkkı da emrâz-ı kalbiyenin tedâvisi için nazîrsiz bir şifâhâne-i eczâdır. İksîr ilâçlarıyla bilâ-istisna herkeste bulunan vesvese marazını tedâvi ve kal' eder. Kalb ve rûhta Kur'ân-ı Hakîm’in ebedî ve nâmütenâhî füyûzât ve envârından gelen revzât-ı inşirahiyeyi küşâd ile saâdet-i ebediyeye îsâl edecek bir râh-ı necât ve selâmettir.
