iki ihbar-ı gaybiye ile sahâbelerin i'câzkâr ahvâlini haber vermekle, şu âyette bir lem'a-yı i'câzı gösterir. Ve âyetin daha başka çok işâretleri vardır. İzâhı uzun olduğundan ve ihâtamız nâkıs ve elimiz kısa bulunduğundan kısa kestik.
İşte mâdem şu âyet, hem cümleleri hem kelimeleri, hem hurûfâtıyla ayrı ayrı vazifeleri gördükleri hâlde mânâ-yı maksûdun etrafında toplanıp ona bakıyorlar; acaba bilmediğimiz ve beyân etmediğimiz, şu âyetin daha çok esrâr-ı acîbeyi câmi' olduğu anlaşılmaz mı?
#### Altıncı Küçük Bir Mesele
ALTINCI KÜÇÜK BİR MES'ELE:
Otuzüç aded sözlerin ve otuzüç aded mektûbların mecmûuna Risaletü'n-Nur nâmı verilmesinin sırrı şudur ki:
Bütün hayatımda Nur kelimesi her yerde bana rastgelmiştir. Ezcümle: Karyem Nurs’tur. Merhume vâlidemin ismi Nuriye’dir. Nakşî üstadım Seyyid Nur Muhammed’dir. Kàdirî üstadım Nureddin. Kur'ân üstadlarımdan Nuri, talebelerimden benimle en ziyâde alâkadarı Nur isimli bulunanlardır. Kitaplarımı en ziyâde izâh ve tenvir eden Nur misâlidir. Kur'ân-ı Hakîmdeki en evvel aklıma, kalbime parlayan ve fikrimi meş'ûl eden
﴾ اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَوةٍ ﴿ âyetidir. Hem hakàik-ı İlâhiyede müşkülâtımın ekserîsini halleden Esmâ-yı Hüsnâdan Nur ism-i nurânîsidir. Hem Kur'âna şiddet-i şevk ve inhisar-ı hizmetim için hususî imâmım Zinnûreyn’dir.
اَللّٰهُمَّ يَا نُورَ النُّورِ ❀ وَيَا مُنَوِّرَ النُّورِ ❀ وَيَا مُصَوِّرَ النُّورِ ❀ وَيَا مُقَدِّرَ النُّورِ❀ وَيَا مُدَبِّرَ النُّورِ ❀ وَيَا خَالِقَ النُّورِ ❀ وَيَا نُورًا قَبْلَ كُلِّ نُورٍ ❀ وَيَا نُورًا بَعْدَ كُلِّ نُورٍ ❀ وَيَا نُورًا فَوْقَ كُلِّ نُورٍ ❀ وَيَا نُورًا لَيْسَ مِثْلَهُ نُورٌ ❀
سُبْحَانَكَ يَا لااِلٰهَاِلَّااَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ اَجِرْنَا (وَعَلِى) مِنَ النَّارِ وَاَدْخِلْنَا (وَاَدْخِلْ عَلِى) الْجَنَّةَ مَعَ الْاَبْرَارِ وَنَوِّرْ قُلُوبَنَا وَقَلْبَهُ وَقُبُورَنَا وَقَبْرَهُ بِاَنْوَارِ الْاِيمَانِ وَالْقُرْآنِ يَا رَحِيمُ يَا غَفَّارُ وَصَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ الْمُخْتَارِ وَآلِهِ الْاَطْهَارِ وَصَحْبِهِ الْاَخْيَارِ آمِينَ آمِينَ آمِينَ
Said Nursî ∗∗∗
