► (119) ◄ Said’in fıkrasıdır
(Said’in fıkrasıdır)
(Hulûsî gibi mühim bir talebemin bana gönderdiği hediyesinin iâdesine dair yazdığım bir mektûbu, arkadaşlarımın tensiblerine binâen onların fıkraları içine derc edildi.)
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا
Azîz, Sıddık Vefâdâr Âhiret Kardeşlerim Hacı Nuh Bey, Molla Hâmid!
Sizler benim için çok ehemmiyetlisiniz. “Sıddık-ı vefiy bu zamanda yoktur.” diyenlere karşı sizleri gösteriyorum. Yirmi sene Van’da geçirdiğim hayat-ı ilmiye, benim için Van çok kıymetdârdır. Lillâhi'l-Hamd sizler o kıymetdârlığı gösterdiniz ve Van’a karşı şedîd hissiyatıma tam mukàbele ediyorsunuz. Size medâr-ı ibret bir vâkıa söyleyeceğim, şöyle ki:
Geçen sene Barlalı, İstanbul ticâretinde bulunan Bekir Efendi’nin şerîki Mehmed Efendi vâsıtasıyla bir mektûb aldım. Mektûb hàrika olarak bana göründü. Çünkü Hulûsî Bey, “Nuh Beyle görüştüm.” diye o mektûbda bana yazıyor. Aynı mektûbda, kardeşim Abdülmecîd de, Molla Hâmid’in selâm ve duâsını bana yazıyor. Aynı mektûbda Nurşin-i Süflâ’da Molla Abdülmecîd’in yazısı ve imzası vardı. Fesübhânallâh dedim, en ziyâde sevdiğim bu insanların ayrı ayrı memlekette bulunmakla beraber, bir mektûbda bunların ictimâ'ları tevâfuklu bir levha-i temâşâdır.
Bu sene yine o Mehmed Efendi Eğirdir’e gelmiş. Yine Nuh Bey’in aynı telgrafını, o zât bana getirdi. Fesübhânallâh dedim. Nuh Bey’in lisân-ı hâli, güyâ Mehmed Efendi’ye “Dostum, ben seninle beraber Üstadımla görüşeceğim” diyor, tahayyül ettim. Sonra yine o Mehmed Efendi’nin hizmetkârı Eğirdir’e gidip Mehmed Efendi’nin mektûblarını getirmiş. Yine Nuh Beyin hediyeye ait, bana olan mektûbunu getirdi. Dedim “Kat'iyyen bu iş tesâdüfî değil.” Sonra mektûbun müştemilâtına dikkat ettim. Tahmin ettim, Van’da Nuh Bey’in bana hazırladığı hediyeyi göndermek tarihinde, ben de aynı tarihte (Hâşiye) [^3] aynı fiatta bir hediye-i azîmeyi Nuh Bey’in nâmına Van’daki ihvânıma gönderiyordum. İşte bu iki tevâfuk, bana
[^3]:(Hâşiye) Maddeten otuz liralık, ma'nen belki üçyüz liralıktır.
