İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 302 / 348
302

Birincisi: Bir-iki arkadaşımız Ondokuzuncu Mektûb’u yazmışlar. Birisinin dördüncü cüz'ünde salavât-ı şerîfe iki-üç sahife müstesnâ üç-dört salavâttan başka bütün salavâtlar birbirine bakıyor. Ben de hayrette kalarak işâretler koydum. Diğerinde ikinci, üçüncü cüz'ünde beş-altı sahife müstesnâ, bütün sahifelerde salavâtları birbirine muvâzi, birbirine bakıyor, işâretler vaz'ettim. Kime gösterdim, hayrette kaldı. Görenler müttefikan karar verdiler ki, umum Sözler’de manevî i'câz-ı Kur'ân’ın bir şuâı in'ikâs ettiği gibi Ondokuzuncu Mektûb’dan bilhassa Mu'cizât-ı Ahmediye’nin bir nev'i şuâı salavât-ı şerîfe sûretinde in'ikâs etmiştir.

Hem görenler karar verdiler ki, Sözler’e mahsûs bilhassa Ondokuzuncu Mektûb’a hàs bir tarz-ı hat var. Eğer o tarz hattâ tevfîkan yazılsa çok garîb letâfetler görünecektir. Her vakit musırrâne, her yazana “seyrek ve güzel yazınız” derdim. Şimdi anlaşılıyor ki, o manevî hàs hattı tavsiye etmek için intak-ı hak kabîlinden bana söylettiriliyordu. Şu hakikati ve manevî tarz-ı hattâ en yakın, Küçük Hâfız Zühtü’nün ve Eşref’in ve Kuleönlü Mustafa’nındır ki o muvâfakat, muvâzenet onların hattında daha ziyâde görünüyor. Her vakit ben görüyordum, dikkatli yazanlar da bazı bir satır atlıyor, bir kelime yanlış yazmayan bir satır yanlış yazıyordu. Meğerse, Sözler’deki fevkalâde bir letâfetin eseri olarak tevâfukât atlattırıyor.

İkinci hâdiseyi yazmağa kağıdımız müsâid olmadığından kestim.

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Kardeşiniz

Said Nursî ∗∗∗

► (266) ◄

Re'fet Bey!

Senin, çok antika iki mu'cize-i kudret, müzehânemi tezyîn etti. Âdi zannettiğimiz şeylerde ne kadar hàrikulâde işler bulunduğunu ihtar ediyorlar. Şu Ondokuzuncu Mektûb’da ikinci, üçüncü cüz'ünde salavât-ı şerîfenin her sahifede birbirine bakması tesâdüf işi olamaz. Çünkü tesâdüf, onda bir tevâfuk eder. Bu ise onda dokuz tevâfuk var. Demek ne şuûrsuz tesâdüfün işi ve ne de benim ve ne de kâtiblerin düşünüşüdür. Çünkü ben yeni anlıyorum, kâtibler benden sonra anladılar. Demek gaybî bir kasd ve irâde ile, umum Sözler’de ve bilhassa Ondokuzuncu Mektûb’daki salavât-ı şerîfede hàrika bir letâfeti irâde etmiş. O tevâfukât ise gaybî bir kasd ile dercedilen bir belâğat ve letâfetin tereşşuhâtıdır.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.