içinde bulunan insanlara bu Nurların mütâlaası, serî şifâlı bir ilâç ve yaralarına gayet nâfi' bir tiryâk ve merhem olduğunu ufacık karîhamla anlayabildim. Bu Nurların kıymetini zaman gösterecek ve dillerde destan olarak şark ve garbı gezecek i'tikàdındayım. Ve inşâallâh Avrupa’ya karşı dahi Kur'ânın ne kadar parlak bir güneş olduğunu gösterecektir.
Tekrar ellerinizi öperek, duânızı isterim efendim hazretleri.
Talebeniz
Süleyman ∗∗∗
► (065) ◄ Şu fıkra, aklen Hulûsî, kalben Sabri, vicdânen Husrev hükmünde olan Re'fet Bey’in mektûbudur
(Şu fıkra, aklen Hulûsî, kalben Sabri, vicdânen Husrev hükmünde olan Re'fet Bey’in mektûbudur)
بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا
Bu defa Süleyman Efendi vâsıtasıyla Yirmibeşinci Söz’ü tashih olunmak üzere huzur-u àlînize takdim ediyorum. İ'câz-ı Kur'ân, elhak bir şâheserdir. İhtiva ettiği hayret-bahş hakàik itibariyle âsâr-ı àliyenizin en mühimmidir. Mu'cizât-ı Ahmediyeyi okudum. Çok mükemmel ve rûha ulviyet ve inkişaf bahşeden çok kıymetdâr bir eserdir. Şu kadar ki, Mu'cizât-ı Ahmediye’nin en büyüğü Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân olduğuna göre, i'câz-ı Kur'ânın rûhumda husûle getirdiği tebeddülât ve münderecâtından ettiğim istifade çok azîmdir.
Bu eserinizle ﴾ وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍٍ اِلَّا فِى كِتَابٍ مُبِينٍٍ ﴿ âyet-i celîlesinin muhtevî olduğu şümûllü ve pek azametli olan maânî-i ulviye isbât edilmiş oluyor. Bugünkü terakkiyât-ı fenniye ve ihtirâât-ı beşeriyeyi kendi mahsulât-ı fikriyeleri addeden ve bir hazine-i hakàik olan Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânı mühmel bırakarak Avrupa’dan ilim ve irfan dilenciliği yapan ve akıllı geçinen gâfiller, beşerin dünyevî ve uhrevî saâdetini te'min edecek maâliyât ve desâtir-i muazzama ile memlû bulunan bu âsâr-ı muhteşemeyi bir nazar-ı insaf ve bir teyakkuz-ı ârifâne ile mütâlaa etselerdi, dalmış oldukları hâb-ı gafletten pek çabuk uyanacaklardı. Fakat heyhât, bizler arpa ambarı içinde açlıktan ölen tavuklara benzeriz. Elimizde bir mecmua-yı hakàik dururken ona karşı göz yumar ve başkalarından istiâne ederiz.
İ'câz-ı Kur'ânın yüksekliği hakkında ne yazsam azdır. Kalemim onu
