İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 40 / 348
40

► (035) ◄

Hele Birinci Söz’de Besmelenin derece-i ehemmiyeti ve sûret-i temsîliyesi şâyân-ı takdir ve hayrettir. Öteden beri her kitabın ibtidâsında “Besmele, Hamdele, Salvele”nin zikrinin vücûbu, hoca efendilerimiz tarafından beyân edilmiş ise de, bu gibi nefsi iskât edecek bir temsîl işitilmediğinden bu derece zihinde takarrür ve temerküz etmemişti. Şu temsîl, Besmele Sözü olan Birinci Söz’de ne kadar musîb ve mânidâr olduğunu insan olan takdir eder.

Sabri ∗∗∗

► (036) ◄

Üç kitaptan Yirminci Söz’ü ilk defa okudum. Habl-i Metîn-i İlâhî ve Kanun-u Mübîn-i Rabbânî olan Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şânda, şu son asırda vücûda gelen ve frenklerin medâr-ı iftiharları bulunan tahte'l-bahir, tayyare, vesâire gibi eşyaya, bin üçyüz küsûr sene mukaddem işâretle ifâde edildiğini öğrenerek Kitab-ı Mübîn’in mâzi ve müstakbelden vermekte olduğu ihbarât-ı gaybiye ve sâdıka ve beyânât-ı hàrika, dost ve düşmanı meftûn ve hayretlerde bıraktığı cihetle bir kat daha i'câz-ı Kur'ân’ı isbât ve te'yid etmiştir. Yirmiüç ve Otuzuncu Sözlerin baş taraflarından üçer, beşer sahife okuyabildim. Mahzen ve medfen-i mücevherâta rastgelmiş bir fakir gibi hangi cevheri alacağımı harîsâne düşünüyorum.

Sabri ∗∗∗

► (037) ◄

Bahr-i mu'cizât, Fahr-i Kâinât Efendimiz Hazretlerinin “şu sisli asırda paslı rûhlarımızı tenvir ve tesrîr eden ve sâik-i hayat-ı ebediyeleri bulunan” Ondokuzuncu Mektûb’un beşinci cüz'ünü alarak, üçüncüsünü iâde ettim. Fahr-i Kâinât Efendimizin mu'cizâtından olan parmaklarından su akıtarak orduya içilmesine dikkat ederek derin bir tefekküre daldım. O sırada kalemim boya şişesinde idi. Yazmak vazifeme muvakkat bir fâsıla verecektim. Kalemimi tuttum, mürekkebi ile yerinde koymamak için kalemdeki mürekkeb bitinceye kadar bir-iki kelâm daha yazayım da öyle bırakayım dedim. Başladım, yarım sahife yazdım, kalemden boya kesilmedi. Bundaki hikmeti düşündüm, kalem kurudu. Sonra bir çok defalar kalemi dikkatle boyaya batırarak yazdım, tecrübe ettim. Yarım satır nihâyet bir satıra kâfî gelebildi. Bu da Hatîb-i Bağdadî’nin ﴾ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ اَلْفَ سَنَةٍ  ﴿ sırrındaki (Hâşiye) [^8] tefekküründen mütehassıl vâkıayı andırır bir te'kid-i i'câz-ı Nebevîdir, dedim.

[^8]:(Hâşiye) O tefekkürde bir günlük işi bir dakikada yapmış

Sabri ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.