İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 225 / 348
225

Gurbet mektûbuyla kamer ve zemin ve seyyârâta dair mektûbuma cevab verilmemesinin sebebi şu olmak gerektir ki; gurbet mektûbu, bütün dünyayı unutmak hissi ile yazılmıştır. Sen dünyayı unutmak değil, belki vazife itibariyle en sathî maddiyâtla zihnin meşbû' olduğu bir zamanda herhalde o gurbetteki zevki bulamadın. Ve o mektûbun tam derecesini, muvakkaten perde çekilmiş olan parlak zekâvetin kavrayamadı ki, cevab yazamadı.

Öteki mektûb, çok yüksek ve çok geniş hakàika işâret ettiği ve hadsiz âlem-i ulviyenin ve nihâyetsiz âlem-i maneviyenin bir nev'i haritasına işâret ettiği için sâfî, meşgalesiz, arzî ve arzlılardan sıyrılıp yukarıya çıkan bir akıl lâzım idi. Hâlbuki benim gayretli kardeşim, o vakit zeminin haritasını alacak bir vazife ile meşgul olduğundandır ki, o ulvî ve pek keskin zekâvetin, o mektûba karşı sükûtu iltizam etmeye mecbur olmuş.

Said Nursî ∗∗∗

► (212) ◄

بِاسْمِهِ مَنْ تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ

وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ اَيَّامِ الْفِرَاقِ

Azîz, Sıddık, Vefâdâr, Hakikatli, Fedâkâr Kardeşlerim Nuh Bey, Molla Abdülmecîd, Molla Hâmid!

Çok mübârek hediyenizi açtık gördük ki, Van hediyesi değil, belki Medine-i Münevvere ve Ravza-i Şerîfe’nin mübârek kerâmetli hediyesidir. Hem fiatı, üstünde yazıldığı gibi yirmibeş lira değil, yirmibeş bin liradan fazla ma'nen kıymetlidir. O mübârek hediyeyi Medine-i Münevvere nâmına bu havâlideki Kur'ân-ı Hakîm’in hizmetinde hàlis hizmetkârlarına ve benim arkadaşlarıma tevzî' etmek için –ale'r-re'si ve'l-ayn– kabûl ettik. Fakat bu manevî hediyenin ehemmiyetli bir sırrı bulunduğu bana ihtar edildi. Yani Cenâb-ı Hakk’a yüzbin şükür ediyorum ki, Kur'ân’a ve Zât-ı Risalet’e hizmetimizin bir alâmet-i makbûliyeti nev'inden olarak bir iltifat-ı Nebevîyi hissettim. O sırrı size açmak münâsib görüldü. Şöyle ki:

Şimdi bu mektûbu yazan kâtib ile kardeşi Mes'ûd beraber iken bir gün, üç aydan beri bahsi geçmediği Ahmed Ağa’nın bahsi geçti. Beraberimde kâtib Tevfik ile Mes'ûd’a dedim: Bütün kitapları Diyarbekir’deki Ahmed Ağa’ya göndereceğiz. Tâ, ya Şam-ı Şerîf tarafına, ya Van’daki sıddıklara

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.