► (210) ◄ Hulûsî Bey’e hitâben yazılmış bir mektûbdur
(Hulûsî Bey’e hitâben yazılmış bir mektûbdur)
بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ حِسَابِ اَبْجَدْ اَعْدَادِ حُرُوفِ مَا قَرَاْتَهُ مِنْ اَجْزَاءِ رِسَالَةِ النُّورِ
Sevgili Kardeşim!
Seni teşvik için değil, çünkü teşvike muhtaç değilsin; hem medâr-ı fahr olmak için değil, çünkü fahr ise ucb ve riyâya medârdır; belki sana medâr-ı şükür olmak için diyorum ki:
Sen ve Hakkı Efendi benim için yüz ciddi talebe hükmüne geçtiniz. Hattâ diyebilirim ki: Kader-i İlâhî beni bu yerlere göndermesi, sizleri şu vazife-i kudsiyede uyandırmak içinmiş. Şimdi şu zamanda îmân-ı tahkîkînin dersini vermek pek büyük bir fazilettir ve kudsî bir vazifedir. Îmân-ı tahkîkîyi taşıyan bir mü'min, çok mü'minlere bir nokta-i istinâd olur ki; şuûrsuz olarak avâm-ı mü'minîn, o îmân-ı tahkîkî sâhibinin kuvvet-i îmânına istinâd ederek kuvve-i maneviyeleri kırılmaz, dalâletlere karşı dayanırlar. İşte şöyle bir derste bulunduğunuz için Cenâb-ı Hakk’a yüz binler şükür etmelisiniz. Ben de Cenâb-ı Hakk’a yüz binler şükür ediyorum ki, o kuvvetli omuzlarınız yüküm altına girdiği için zaîf omuzum ağırlıktan kurtulup rûhum rahat etti. İstirahat bulan rûhum size takdirkârâne ve minnetdârâne bakıyor. Ve mes'ûliyetten kurtulan kalbim de muvaffakıyetinize duâ ediyor. Ve icra-yı vazife için çok düşünmekten kurtulan aklım da sizi tebrik ediyor. Ben şu vazife-i kudsiyede bilmeyerek istihdam olunurdum. Siz bilerek hizmet ediyorsunuz, bahtiyarsınız. İnşâallâh niyet-i hàliseniz benim müşevveş niyetimi dahi tashih edecektir. Şimdi başka birkaç noktayı size beyân ediyorum.
Evvelâ: Yazdığım bazı şeylere dair fikrinizi soruyordum. Maksadım, “Gördüğüm hakikat, acaba hakikat mıdır?” diye sormuyorum. Belki, “Hakikate açılan yol, acaba umuma yol olabilir mi?” diye soruyorum. Çünkü, umumun telâkkisini sizin kadar bilmiyorum.
Sâniyen: Misâfir Müftü’ye ve Şeyh Mustafa’ya size gönderilen mektûbun birer sûretini verdiğin için iyi ettiniz. Hattâ bana da bir sûret gönderiniz. Hem biraderzâdem olan o müftünün oğluna deyiniz ki, benim tarafımdan âhiret kardeşim ve Kur'ân hizmetinde arkadaşım ve meşreben celâlli olan pederine yazsın; selâm, duâmla beraber ondan istiyorum ki, beraber götürdüğü envâr-ı Kur'âniyenin sühûlet-i intişarları için irşad ve nasihatinde ﴾ فَقُولاَ لَهُ قَوْلاً لَيِّنًا ﴿ âyetindeki lütf-u irşadı kendine rehber etsin.
.................
