İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 256 / 348
256

► (230) ◄

بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ حُرُوفِ الْقُرْآنِ وَاَسْرَارِهَا

Ey bu dâr-ı fânîde medâr-ı tesellîlerim, bu diyar-ı gurbette enîslerim ve esrâr-ı Kur'âniyede beni iştiyaklarıyla konuşturan zekî, ferâsetli muhâtablarım!

Sizlere, yalnız bir-iki dakika temâşâ etmekle ne derece acınacak bir hâlde, nâkıs bir hat ile çalıştığımı ve sizin kıymetdâr kalemleriniz ne kadar bana ehemmiyetli olduğunu ihsâs etmek için kendi hattımla tashihsiz bir fihriste-i hurûf göndermiştim. Hâlbuki, sizler bir-iki dakika değil, saatlerce baktınız ve günlerce zabtettiniz. Bundan anladım ki, siz ona fazla merak ediyorsunuz. Onun için size o listenin tebyizini gönderiyorum. İsterseniz kendinize bir sûret alırsınız.

Fakat bunu biliniz ki bu fihriste muvakkat bir me'haz olmak için takribî bir tarzdadır. Ben kolaylık için kısmen eski mahfûzâtıma, kısmen iki mikyâs ile dokuz saatte perîşan hattımla yazmıştım. Sonra anladım ki, bu vâdide bir tefsir köyümüzde var. O tefsiri getirdik, mukàbele ettik. Ekseriyet-i mutlaka ile tevâfuk etmişiz, birkaç büyük yekûnlarda on-onbeş küçük yerlerde muhâlefet oldu. Tahkîkat neticesinde, tefsirin matbaa ve müstensihlerin eser-i sehvi olarak muhâlefet olmuş. İki üç yerde müsvedde listemizi tashih ettik. Sonra o tashihimizin yanlış olduğunu anladık, daha listemizi değiştirmedik. Matbaa hatâsı olarak tefsir tashihe muhtaç zannettik, fakat edemedik. Çünkü sâhibi büyük bir müdakkik ve matbaa da Câmiü'l-Ezher yanında ve kurbünde, Ezherî ulemâsının nazarı altında olduğundan tashihe cür'et edemedim.

Aynı tefsiri, tebyiz ile beraber gönderiyorum. Ona bakarsınız, fakat tenkide uğraşmayınız. Çünkü benim listem takribîdir, daha tahkîkî yapmadım. Tefsir ise çoğunda rivâyete istinâd eder. Hem bazı Sûre-i Mekkiyede Medenî âyetler girmiş. Belki, hesaba dâhil etmemiş. Meselâ, Sûre-i Alak’ta hurûfu yüz küsûr demiş. Muradı, en evvel nâzil olan nısf-ı evveldir. O doğru söylemiş. Ben ise eski mahfûzâtıma istinâden mecmû-u sûreyi zannettiğim için onun savabında hatâ etmişim.

Hem tevâfuktaki esrâr, küllî yekûnlara bakar. Takribî fihriste bize kâfîdir. Kenzü'l-Arş’ın üç nüktesinde yazılan tevâfukât, küsûrâtın değişmesiyle değişmezler. Belki büyük yekûnların değişmesiyle dahi o tevâfukât bozulmaz. Meselâ Sûre-i Kehf ile otuzdokuz sûre, bin adedinde ittifak ediyorlar. Bir-iki tane bin adedini kaybetse o mühim tevâfuk bozulmaz. Ve hâkezâ... Küsûrâtın çendan esrârı var, daha bize tamamıyla açılmadı. İnşâallâh açıldığı vakitte fihriste dahi tahkîkî bir sûrete girecek.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.