Evet nasıl ki Kur'ân-ı Hakîmin sûrelerinde, âyetler birbirine bakar, işâret ederler; öyle de, Cenâb-ı Hakk’ın bir Kur'ân-ı Kebîri olan şu kâinâtın ulvî süflî sûreleri dahi birbirine bakar, birbirinin nüktelerini izhâr eder. Semâ sûresinde bizim gibi Lafz-ı Celâli yalnız kırmızı yazmak değil, belki nur yaldızıyla lafza-i Celâl gibi yazılan yıldızlar ve o yıldızlardan fışkıran nurânî noktalar, elbette bir işâret fişekleri hükmünde birer sırrı ilân ettiğini o mu'ciz-nümâ semâvî sûresinin şânındandır. Kendimizce bir fâl-i hayr addetmeliyiz.
Sâniyen: Size semâvâtın kırmızı yıldızlarını andıran Kur'ân’daki ism-i Celâl’in ikibin sekizyüz altı (2806) defa tekerrürü, Kur'ân semâsını o nurânî yıldızlarla zînetlendirmiş ve o adedlerin sahifeler, yapraklar, sûreler itibariyle birbirine mânidâr münâsebât-ı tevâfukiyetleri daha ziyâde letâfetini, zînetini güzelleştirmiş.
Bu defa size kendi nüsha-i Kur'âniyemi gönderiyorum. Bu nüshamda size gönderilen listeye göre işâretler koydum. İsm-i Celâl ve ism-i Rabbe ayrı ayrı işâret vaz'edildi.
İsm-i Celâlin tevâfukât-ı adediyesi hem muntazamdır, hem mânidârdır, fakat bir parça dikkat ister. Çünkü risalelerde görünen tevâfuk gibi, dâima sahife sahifeye bakmıyor. Bazen sahife mukâbiline değil, belki bir arkasına veya arkasının mukâbiline bakar. Bazen bir yaprak atlar, bazen bir sahife iki sahifenin mecmûuna bakar. Meselâ otuz beşinci sahifede onüç (13) aded lafza-i Celâl gelir. Arkasına sekiz (8), sonra beş (5) geliyor. Demek o onüç aded, bu iki rakama birden bakar ki, o da onüç ediyor ve hâkezâ...
Hem bazen bir sahife, iki sahifenin mecmûuna bakmakla beraber aynı sûretinde iki aded gelir, herbiri onun bir cüz'ünü gösterir. Meselâ Sûre-i Tevbe’de 188. sahifede onaltı lafza-i Celâl geliyor, arkasında altı geliyor, altının arkasında on geliyor. Beraber yukarıdan okunsa onaltı olur, tevâfuk eder.
Sûre-i Ahzâb’ın yine sahife dörtyüz yirmiikide (422) onaltı ism-i Celâl geliyor. Zâhirî tevâfuku yok. Hâlbuki bir sahife daha evvel on gelir ve mukâbilinde altı var, terkîb edilse onaltı olur tevâfuk eder.
Hem bazen ism-i Rab ile beraber tevâfuk eder, bazen sahife sahifeye değil, yaprak yaprağa bakar. Hem bazen sahife rakamına bakar. Dokuz rakamı çok defa sahife rakamına baktığı için tevâfuktan çıktığını hissettim (Hâşiye) [^17] .
[^17]:(Hâşiye) Elhâsıl: Bazı esrâr-ı gaybiye için, tevâfukât şeklini değiştiriyor. Lafza-i Celâl'in diğer latîf ve câzibedâr ve mânidâr bir tevâfuku şudur ki; başta Fâtiha sahifesiyle beraber yüz ellibir sahifede, ellibir defa yedi ile sekiz geliyor.
Her ne ise siz de tedkik edersiniz, sonra meşveretinizle gizli tevâfukâtı gösterecek rakamları yazacağız. Yeni yazdığımız Kur'ândan tensib
