İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 80 / 348
80

hattâ lisânıma kadar geçen, çok mes'eleler nev'inden olduğuna şübhem olmadığı için, bunu da i'câz-ı Kur'ândan addediyorum. Tevâfukâtta bendenizdeki nüshada da, ekseriyetle muvâzenet vardır. Evet, hangi cihetten bakılsa inâyet-i İlâhiye ayân beyân görünür.

Muhterem Üstadım! Rahmet-i İlâhiye ile bir hakikati daha yakìnen anladım. O da şudur ki: İlk şeref-i mülâkì olduğum zamanda verdiğiniz ders, bütün risale ve mektûblarda vücûdunu hissettirmektedir. Fark, yalnız o dersteki mücmel hakàikın diğer derslere tafsîl, tavzih ve izhârından ibarettir. Demek ki, îmânı ve Kur'ânı esâs ittihàz etmekle, dâimî bir feyz menba'ı, sermedî bir nur kaynağı, fenâsız kudsî bir hazine, İlâhî bir kale kurulmuş oluyor.

Evet, mâdemki kâinâtın halkına sebeb olan Nebi-yi Efhâm (S.A.V.) Efendimiz Hazretleri, vazife-i risaletlerini mükemmelen îfâ ettikten sonra, emr-i İlâhî ile vücûduna bâis oldukları âlem-i bekàya teşrîf ettiler; şu misâfirhâne kapanıncaya kadar gelip geçecek, dolup boşanacak, çürüyüp tazelenecek sükkânına, bilhassa cin ve inse en àlî bir hediye, en mükemmel bir rehber, en mukaddes bir mürşid olarak, Kur'ân-ı Hakîm’i bırakmışlardır. Nitekim müteâkib asırların yetiştirdiği bir çok zevât-ı àliye, bütün müşküllerini Kur'ân ile halletmişler; aradıklarını Kur'ânda bulmuşlar.

İşte bu bid'at ve zulümât asrında da yine o Kur'ân-ı Hakîm ve Kerîm, lâyemût i'câzını Sözler ve Mektûblarla izhâr etmiş ve bu hakikaten azîm işte, Rahmet-i İlâhiyeye, muazzez ve muhterem Üstadımız elyak ve elhak memur ve vâsıta olmuştur. Bu hakikate daha birinci derste, lütf-u İlâhî ile îmân ettim. Diğer nurlu dersler, kuvvet-i îmâna vesile olmuş ve olmakta bulunmuştur.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى

Azîz ve Muhterem Üstadım!

Bu dünya mü'mine zindândır derler. İşte neşrine, izhârına, beyânına vâsıta olduğunuz nurlar, bize bu karanlık dünyamızı aydınlattı. Hilkatteki hakikati ta'lim etti. Bâkî, dâimî ve sermedî, saâdetli hayatı tedrîs etti. Şahsen bu nurlar olmasaydı, hâlim ne olacaktı? Ya nurlara erişmeseydim, ne yapacaktım? Ya bu nurların neşrine “alâ kaderi't-tâkati ve'l-imkân” lütf-u İlâhî ile çalıştırılmasaydım, bütün kazancım ma'siyet ve kara yüzle, perîşan hâl ile, nasıl Dergâh-ı İlâhiyeye çıkacaktım? Elhamdülillâh, sümme ve sümme Elhamdülillâh, niyet-i hàlise ve cüz'-i lâyetecezzâ kabîlinden olan Kur'ânî hizmet sebebiyle, bu abd-i pür-taksîr de inşâallâh duânızla Rahmet-i İlâhiyeye nâil olur ümîdindeyim.

Hulûsî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.