ve teksir ve neşrinde– gösterdikleri gayret ve himmet ve sevgili Üstadımıza bu kudsî vazifede yaptıkları muâvenet, her türlü takdirin fevkındedir. Allâhu Zülcelâl, cümlesinden râzı olsun ve neşr-i envâr-ı Kur'âniyede dâimî muvaffakıyetlere mazhar buyursun...
Otuzbirinci Mektûbun Onüçüncü ve Ondördüncü Lem'alarında, o kadar büyük dersler, o kadar azametli hakikatler, o derece şa'şaalı hikmetler ve nurlu, kudsî, lâhutî feyizler mündemicdir ki, bu bîçâre kardeşinizin sönük zekâsı, kısa düşüncesi, perîşan, müşevveş dimağı ile, hissedebildiği zevkleri ifâde etmesine imkân yoktur...
“İdrak-i maâlî bu küçük akla gerekmez,
Zîra, bu terâzi o kadar sıkleti çekmez.”
Onüçüncü Lem'a’nın onüç işâretle beyânı, Sûretü'l-Felâk ve Sûretü'n-Nâs âyetleriyle,
﴿ وَقُلْ رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُونِ ﴾
âyetlerinin mecmû-u adedine veya bu iki sûrenin herbirinde okunmakta olan اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ adediyle ve Fâtiha başta sayılmazsa yüz onüçüncü sûreye tam ve latîf tevâfuk ve işâret göstermesi nazar-ı dikkati celbetmektedir. Her işâretin nihâyetinde, o işâretteki hakàik, birkaç enseb ve a'lâ kelime ile ifâde edilmiştir ki, bundan daha kuvvetli beyân olamaz. İhtisasımı, bu işâretlerdeki kelimelerle kısaca arz edeceğim.
Birinci İşâret: Şeytanın ve onun şerîk ve muînleri olan ehl-i dalâletin şerrinden, ancak şerîat-ı Muhammediye ile âmil ve sünnet-i Ahmediye ile mütemessik olmakla kurtulmak imkânı olduğunu..
İkinci İşâret: Küfre giren ehl-i dalâletin kemiyeten çokluğunun kıymetsizliğini; şeytan ve avanelerinin tasallutlarına karşı, istiâze, istiğfar, hıfz-ı İlâhiye ilticâ ve takvâ ile Sünnet-i Seniyeye yapışmaktan başka çare olmadığını..
Üçüncü İşâret: Zâhiren cüz'î hatâ ve isyanla çok büyük tahribât yapmakta olan hizbü'ş-şeytana karşı en kuvvetli kale olan Kur'ânî kaleye ilticâ lâzım geldiğini..
Dördüncü İşâret:
﴾ مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَ ﴿ âyetine bir nev'i tefsir mâhiyetinde, cüz'î ihtiyar ve icâdsız kisb ile şerlere sebebiyet veren şeytanın müdhiş tahribâtına karşı, istiğfar ve Allah’a ilticâ ve Sünnet-i Seniyeye riâyet iktiza ettiğini..
