birkaç söz söylemeye müsâadenizi ricâ ediyorum. Şöyle ki: Bu fakir-i pür-taksîr kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır. Bu cümleden olmak üzere üç hâlimi arzedeceğim:
Birisi: Tâ küçük yaştan beri lütf-u Hakla Kur'ânın hakikatine merak etmiş ve taharrî-i hakikat yolunda bulunmuş. Nihâyet aradığımı Eğirdir’de Üstad-ı Muhteremimin neşre vâsıta olduğu Sözler ünvânlı nurlarda bulmuşumdur. Bu buluş, beni evvelemirde çirkâbdan selâmete, felâketten saâdete, zulmetten nura çıkardığı için Nurlara, Hazret-i Kur'âna ve bu nurların izn-i hakla nâşiri, mübelliği, vâizi, dellâlı olan Üstadıma o ândan itibaren rûhumda lâyetezelzel bir muhabbet ve bir alâka ve bir merbûtiyet hâsıl olmuştur. Yüzbin kere hamd ve şükürler olsun. Nurlarla alâkadar olduğum zamanlarda dünyevî bütün lezzetlerin fevkınde büyük bir zevk ve havâssımda azîm bir şevk hissediyorum.
İkincisi: Ubûdiyetin iktiza ettiği ve bu Nurlardan aldığım derslerin delâlet ettiği vechile bütün kusurları, tekmîl fenâlıkları nefsimden ve iyilikleri, iyi şeyleri Allah’tan biliyorum. Nurlara ve Kur'ân’a hizmeti hasbî olarak arzu ediyorum ve neşrine muvaffak olamadığım için mü'minler hesabına çok müteessir oluyorum. Bu hâlime de şükürler olsun.
Üçüncü hâl ve hakîki şahsiyetim: Bunu ta'rif etmeğe cidden hicâb duyarım. Hemen Cenâb-ı Allah’tan dilerim; beni ve bütün kardeşlerimizi nefis ve cin ve ins ve şeytanların mekrlerinden muhâfaza eylesin ve dalâlete sapanlardan eylemesin. Âmîn!
Benim kardeşlerim (Hâşiye) [^1] , Üstadımın kardeş ve talebeleri olan zâtlar, şübhesiz birinci ve ikinci hâli rûhlarında hissederler. Öyle ise beşerde bilhassa mü'minlerdeki hâsselerin inkişafı tahdid edilemeyeceği için tevfik-i Hudâ ile bir kere bu yola girenler, nefis ve şeytanlarına bu âciz, fakir ve bîçâre kadar mağlûb olmayacakları cihetle terakkî ve istifadeleri de o nisbette ziyâde olur. Muhterem Üstadım bu kusurlu talebesine teveccühü, insanlara, mü'minlere, mü'minlerin bilhassa benim gibi muhtaçlarına derece-i şefkatine ve benim ihtiyacımın en çok olduğuna delil ve misâldir.
[^1]:(Hâşiye) Sabri gibi talebelere hitâb ediyor.
Hülâsa: Bana liyâkatimin çok fevkınde hüsn-ü zan eden ve teveccüh gösteren azîz ve muhterem ve mütevâzi Sabri kardeş, bil ki çok günahkâr, çok âciz, fakir, müflis, Ümmet-i Muhammed’den (A.S.M.) bir abdim. Duâlarınıza çok muhtacım. Acz ve fakr arzuhâlini kabûl ettirerek hazine-i hàssa-i Kur'ândan âleme muhtelif nâm ve tarz ve şekillerde cevherler teşhîrine muvaffak olan dellâl-ı Kur'ânın kudsî hizmetinde kendisine yardım en büyük emelim ve en ciddi temennîm, en mukaddes niyetimdir.
