İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 318 / 348
318

risalemi ve daha bilmediğim hususî ve şahsî ve îmânî evraklarımı ve risalelerimi tekrar iâde etmek üzere o taharrî neticesinde alıp götürdüler.

Bu taharriyâtta o kadar ileri gidildi ki, altı ay evvel oturduğum köşkten şimdiki oturduğum köşke nakledince, sandalye, şişe, demir ve sâir eşyaya aid listeye varıncaya kadar aldılar ve el'ân da iâde edilmedi.

Dokuz seneden beri bu memlekette ve bu kadar dostlarımla temâs ettiğim hâlde şimdiye kadar hiçbir cürüm bana isnâd edilmedi ve hiçbir vukûâtım da olmadı ve hayatımda dâî-i şübhe hiçbir emâre vücûd bulmadı ve menfîliğim de sebebsiz ve ancak ihtiyat ve tevehhüm yüzünden olmakla inziva ettiğim bir mağaradan çıkartılarak menfîlerle birlikte nefyedildim. Bu müddet zarfında siyasetle ve dünya ile alâkam olmadığına bu memleketteki dokuz senelik tarz-ı hayatımın şehâdetiyle beraber, risalelerimde gerek emniyet dâiresi ve gerekse hükûmet dâiresi dâî-i şübhe bir şey bulamadıklarıdır (Hâşiye) [^22] . Eğer bir cürmüm varsa, dokuz seneden beri mütemâdiyen dikkat ettikleri hâlde cürmümü görmeyen veya gösteremeyenler, şimdi göstermeye mecburdurlar.

[^22]:(Hâşiye) Cây-i dikkattir ki, sekiz-dokuz seneden beri zulüm ve tazyîkat altında gizlemeye mecbur olduğum en eski ve en mahrem evrakları ânî olarak taharrî edip hiçbir şey bırakmayarak alındığı hâlde mûcib-i telâş ve dâî-i endişe ve medâr-ı hicâb ve hacâlet bir şey bulunmaması, garazkâr sû-i zanlı ehl-i dünyanın ona karşı ettikleri haksız tazyîkat ve tarassud ne kadar çirkin ve hatâ olduğunu gösteriyor. Acaba onu ittiham eden ve kendini vatana ve millete sâdık tevehhüm eden ehl-i dünyanın en büyük memurundan en küçüğüne kadar, değil sekiz-dokuz sene belki sekiz-dokuz ay zarfında en mahrem ve en gizli evrakı meydâna atılıp tedkik edilse ona telâş verecek ve utandıracak sekiz-dokuz madde çıkmaz mı?

Şu kitab zâyiâtımdan lâakal şahsî iki bin lira zararım var. Çünkü, bunların hiçbirisinin başka bir nüshasını bende bırakmadılar. Vaktiyle tab' etmek için, yalnız İşârâtü'l-İ'câz tefsirine ikiyüz elli lira verdim. Arabî mecmuası üçyüz lira. Ve Yirmidokuzuncu Söz ve Ondokuzuncu Sözlerde o sırr-ı azîme hiçbir âlim ve hiçbir edîb yoktur ki, “Bin lira kıymetindedir.” demesin.

Ve bir de, onüç sene evvel hükûmet Dâru'l-Hikmet’te yüz lira maaş alacak kadar iş görebilecek bir adam nazarıyla bana bakmış, ayda yüz lira maaş vermiş. Bu sekiz senede beni, yarım saat bir köy olan İlama’ya iki defadan fazla gitmeye müsâade edilmeyecek derecede ihtilât ve gezmekten men'edildiğim gibi, bir vâridâtım, bir malım olmamakla beraber, o köyde benim gibi bir adam çalışacak iş bulamadığımdan ve kimsenin bir şeyini de kabûl etmemek, bir meslek-i hayatım olduğundan, çektiğim perîşaniyet ve zarar ve ziyanın takdirini müddeiumumîliğe havâle ederek,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.