Üçüncü Mes'elesi iken, Lemeât’a karışmakla, sosyalizm ve bolşevizm oyunlarıyla, âlem-i insaniyetin fıtrat-ı hayat-ı hakîkiyesini unutturmak, ebedî zulümâtı, müsâvât-ı esâsiye nâmı ile, kendi şahıslarını istisna ederek, millet-i İslâmiyeyi esâssızlığa attıkları, gazlı bombaları ile bir nev'i geceyi getirdikleri gibi, güyâ istilâ ettiği manevî toprakta, kuvve-i inbâtiyeye medâr olacak bir hayat dahi bırakmayarak ihrâk ettikleri bir ânda, şu Lem'a o âlemi tenvir ile, güneşi gösterip, âb-ı hayatı ile uyanık zemin üzerini yeşerttiğini gösteriyor.
Muhterem Efendimiz! Bir hafta mukaddem, maddeten küçük ve ma'nen büyük bir nâme-i merğûbelerinizi, Bekir Bey vâsıtasıyla bir ordu kuvvetinde aldım. Cenâb-ı Erhamürrâhimîne hesabsız hamd ve şükür olsun ki, bizim gibi âciz, zaîf, fakir, kusurlu kullarını, hiçbir zaman maddî ve manevî takviye-i rahmetinden baîd tutmuyor. Esen rüzgârlar muvakkaten kapı ve pencerelerden girseler de, o hânenin sâhibi derhâl kapatıyor ve ayıktırdığını gösteriyor. Gerçi çok okuyamıyorsak da, yazıyı aynı vaziyette yazıyor. اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى
Muhterem Efendim! Şu yazılan risaleleri nasıl buldunuz buyuruyorsunuz. Ya Hazret-i Üstad! Ne diyelim! Bizim manevî yara ve hastalıklarımızı teşhîs buyurup, öldürmemek için her nev'i muâleceleri ile memzûc, hem mugaddî, hem müessir tiryâklarını Cenâb-ı Hakk’ın ihsânı ile gönderiyorsunuz. İhlâs hakkında evvelce ve bilhassa sonra ihsân edilen risaleleri okudukça, vücûdumun ağrıdığını ve her zerresinin titrediğini, müteaddid diyarlardan tevellüd eden kurtlar oynamaya başlayınca, en ahmak ve eblehçe hareketlerimi gösterdiler.
Şu Sözler bittecrübe yazılmasıyla, umum kardeşlerimiz îkaz ediliyor ve her ferde kudsiyeti ile, güyâ o ferde hitâb eder gibi bir ulviyetle mâ-i zemzem içiriyor. İhlâsı tam, vicdânı temiz, rûhu teslîm, cismi latîf, nesebi tâhir kardeşlerimiz, bu îkaz ile Cenâb-ı Erhamürrâhimîne niyâz edip, (Yâ Rabb, cümle ihvânımızı yaramaz şeylerden halâs et ve ihlâs-ı tâmme ihsân et) duâlarında, sâlifü'l-arz haslet-i hamse-i àliye ve ehliyeden olmayan ve kesâfetli rûhuyla müteaddid nuru karıştıran ve zâhir hâliyle sebeb-i risale olup, umumun duâ ve himmetlerini her ân arzulayan, bu uğurda Risale-i Nur’a serfürû ve serfedâ edenleri, Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, Habîb-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Kur'ân-ı Hakîm ve hizbü'l-Kur'ân hürmetine mağfiret buyurup, niyet edip taleb ettikleri hizmetinde muvaffak buyursun, âmîn.
Şu mübârek risaleler, harâretli bir adamın suyu gördüğünde ufak bir kapta ise, kazanına koymak, büyük göl ve deniz ise, içine girmek istediği gibi, şu zamanın nursuz yakıcı şiddet-i harâretine karşı, ihlâs denizini
