Evet gayr-ı kàbil-i inkârdır ki, bu fânî hayatın dağdağaları arasında, havâss ve letâif, her zaman müştâkı bulundukları münevver ve muhteşem âyineye bakamıyorlar, fakat o meşgaleden ferâğat edildiği ânda, yine Nur bütün haşmetiyle arz-ı dîdâr ediyor. Bu zamanlarda hiç ayrılık hissetmiyorum. Hattâ ihtilâf-ı mekânı da te'sirsiz görüyorum.
Yedinci ve Üçüncü Lem'aların bura postahânesine vürûdu, Ramazan’ın onbirine tesâdüf ediyor. Bir gün postada kalmasına karşılık tutulursa, herbir lem'a, bu mübârek ayın başından onuna kadar birer gün almışlar ve اَوَّلُهُ رَحْمَةٌ olan aşr-ı ûlâ-yı Ramazanda, mahall-i maksûda vâsıl olmuşlardır. Müftülük ilânına göre tam onuncu gündedir.
Dördüncü ve Sekizinci Lem'aları da bu mâh-ı gufrânın ondördüncü günü aldım. Posta bir gün evvel geldiğine ve bir gün de postada kalışına veya birinci makama sayılırsa bu nurlu eser de, sanki Ramazanın her gününde bir lem'a alarak, yerini bulmakla, hem bu adedlerin boşuna konulmadığına, hem de اَوْسَطُهُ مَغْفِرَةٌ olan aşr-ı sâni-yi Ramazanda yazıldığı mahalle yetişeceğine sarâhat derecesinde delâlet ediyor.
Şu saatte şuââtını gözüme sokan güneş gibi, bu kadar nurlu ve zâhir hakàikı, mahzâ bir inâyet-i İlâhî olarak, bu bîçâreye gösterilen bu mübârek eserlerden, bu nurların bihavlillâh gurûbsuz tulû' ettikleri mahalle, Utarid ve Zühre gibi maddeten ve ma'nen yakın bulunan hizbü'l-Kur'ân’a dahi hâfız, sâdık, hàlis ve sâlih kardeşlerimin daha çok esrâr anlayacaklarına şübhe etmiyorum.
Mâdem ki, merkez-i feyze en uzak bulunan âciz bir kardeşlerinin mübârek eserler hakkındaki duyguları, kendilerinin de lâyıklı, mânâlı çok değerli ihtisaslarını beyâna vesile oluyor, inşâallâh bu hareketleri Hizmet-i Kur'ândan ma'dûd olur. Àlî huzurunuzda kardeşlerimle biraz konuşmak istiyorum.
Kardeşlerim, bu bîçârenin nurlarla iştigâli üç devreye ayrılmıştır.
Birincisi: Üstad Hazretleriyle ilk teşerrüf etmek saâdetine nâil olduğumdan itibaren intişar etmiş olan eserleri, kendim için istinsah etmek.
İkincisi: Yine muhterem Üstadımın emirlerine imtisalen Sözler’in, muhtelif tabaka-i nâsa te'sirleri ve kàbil-i cerh, lâzımü't-tashih, mûcib-i i'tirâz cihetleri olup olmadığı hakkında, kàsır aklımla anlayabildiğim kadar ve kısa görüşümle seçebildiğim kadarını arz eylemek ve bütün fırsatlardan istifade ile, din kardeşlerime fâideli olmak, onlara da
