Evet, Üstad-ı muhterem, insanlara manevî ekmek dağıtıcıdır. Bu fırında çok işâretler vardır. Aklım bu kadar yetişiyor. Gençlerin ayakta olması ise gençlerin îmânî risaleleri okuyup îmânlarını kuvvetleneceğine işârettir. O tatlı ve yedikçe noksan olmayan üzüm ve ekmek ise herşeyden daha tatlı i'câz-ı Kur'ân esrârına ve îmânın envârına işârettir ki, onları Risale-i Nur dağıtıyor. Âciz talebeniz ise, gençlerin başında ve sağ tarafta bulunduğum ise; gençlere ihsân-ı İlâhî, ikram-ı İlâhî ve Üstad-ı muhteremin himmetiyle o gençlere vesile olacağıma işârettir, inşâallâh... Benim aklım bu kadar eriyor. Bu kadar tâbir edebildim. Rüyalarımın ıslah ve tâbirini ricâ ederim.
Yirmi gün zarfında bir rüya daha gördüm: Eğirdir Gölü’nün kenarında yani çakıllığında bulunuyormuşum. Bu denizin kenarında büyük bir beyaz çadır kurulmuş. Çadırın içinde, büyük bir direğin dibinde Üstadım Said (R.A.) bulunuyor. Bu esnâda eline büyük, bir kırmızı kaplı kitab alıp, çadırın direğine dayanarak o kitabı okudu. Bilâhare hàriçten, kıble tarafından Mahmud isminde gençten, yeşil elbiseli birisi gelip Üstadımın elinden o kitabı –yani okuduğu hutbeyi– istedi ve aldı. Çadırdan, Mahmud ismindeki genç dışarıya çıktı, kıbleye karşı, ayak üzere halklara dedi ki: “Bu âna gelinceye kadar böyle bir hutbeyi, hiçbir imâm okumamıştır.” diyerek, o hitâbeyi alıp kıbleye karşı götürdü. O ânda uyandım... Allah hayretsin.
Bu rüyayı da bildiğim kadar tâbir edeceğim: O deniz ise Şerîat-ı Muhammediyedir. O çadır ise, Isparta Vilâyeti’dir. O hutbe ise, Risaletü'n-Nur ve Mektûbatü'n-Nur’dur. Hutbeyi götüren yeşil elbiseli genç Mahmud ise, ya Şeyh-i Geylânî, ya İmâm-ı Rabbânî'dir. Risaleler, “makam-ı Mahmûd” yolunu ta'rif ediyorlar. Üstadımın hutbesi olan Risale-i Nur, bu zamanın bir mehdisi ve müceddididir.
Ey küre-i arzda bulunan gençler, hocalar ve halifeler! Bin senedir insanların aradığı Mehdi Hazretlerinin pişdârı ve müjdecisi Üstadımın neşrettiği Risale-i Nurdur.
Ey benim kardeşlerim! Benim gibi âciz bir talebenin okumasından, anlamasından ne çıkar? Üstadıma ne suâl açabilirim? Kaç kitab okudum da suâl açayım ve mes'ele halledeyim? Ne gibi suâl sorayım?
Dünyada çok kitaplar vardır ve o kitapları okumuşsunuzdur. Okuduğunuz kitapların hepsini de anladınız mı? Alâ-külli hâl anlayamadığınız mes'eleler çoktur. Üstadıma suâl açınız, meydâna ilim çıksın ve îmân hakikati çıksın da dünyada bulunan üçyüz elli milyon Müslümanlar da istifade etsinler. Ne kadar müşkülâtınız varsa halledilsin, bizim gibi âcizler de istifade etsin.
Ey hocalar ve ehl-i kalb! Soracağınız suâllerin cevablarını Risale-i Nurda bulabilirsiniz. Ehl-i keşf ve kalbden birisi, benim gibi âciz
