3- Hırs ve tama' yerine ﴾ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِي ﴿ âyet-i celîlesi delâletiyle, Kur'âna, kütüb-ü İlâhiyeye îmânı..
4- Menfî milliyetçilik hissi yerine, bütün cin ve inse mürsel, Nebi-yi Efhâm Sallallâhu Teâlâ Aleyhi Ve Sellem Efendimiz Hazretlerinin mesleğini ﴾ اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ ﴿ ve ﴾ وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُوا ﴿ gibi âyât-ı mübârekeyi der-hàtır ettirmek sûretiyle peygamberlere îmânı..
5- Enâniyet yerine, acze.. noksanımızı itiraf ve Kur'ân’ın tereşşuhâtının neşr ve muhâfazası bâbında hissemize düşen hizmeti yapmak ve hizmetle mükellef olduğumuzu bilerek neticeyi hesablamamak. Yani bir nev'i beşeriyetten çıkmak, Kütüb ve Suhuf-ı Enbiyâyı inzâle vâsıta olan melâikeye benzemek sûretiyle meleklere îmânı..
6- Tenbellik ve ten-perverlik yerine vazifedârlık, kudsî ve her saati bir gün ibâdet hükmüne geçecek kıymette olduğuna şübhe edilmemek lâzım gelen Kur'ânî hizmetine vakit bırakmayacak hâllere karşı, bu hizmetin ulviyetini düşünerek elden çıkmazdan evvel gözü dört açmayı, yani ölmezden evvel hayatın kadrini bilmek gibi, kat'î bir lisânla âhirete îmânı delâleten, remzen, işâreten, sarâhaten ders veriyorsunuz ve îkaz lütfunda bulunuyorsunuz. Allah-u Zülcelâl Hazretleri sizden ebeden râzı olsun ve ümmet-i merhume-i Muhammediyeyi dalâletten kurtarmak ve şahrâh-ı Kur'ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn... Bihürmeti Seyyidi'l-Mürselîn... Ve bihürmeti Kur'âni'l-Mübîn...
“Kenzü'l-Arş Duâsının Feyzinden Gelen Bir Nükte-i Kur'âniye” serlevhalı eserle, Yirmidokuzuncu Mektûbun Sekizinci Kısmının Sekizinci Remzi’ndeki füyûzât, ta'rif ve tavsif edilmeyecek àlî ve müstesnâ bir vaziyettedirler.
Birincide, bütün hurûfât-ı Kur'âniyenin aded itibariyle işâret ve izâh buyurulan tevâfukları, garîk-ı beht ve hayret etti. Dört küçük sûredeki hurûfâtın tevâfukât vechine kısmen işâret eden ikinci eser, hakka ki mu'ciz-nümâdır. Nebi-yi Âhirzaman, medâr-ı fahr-i cihan, sebeb-i hilkat-i ekvân ve nüzûl-i Kur'ân, Peygamberimiz Muhammed Mustafa (Sallallâhu teâlâ aleyhi ve âlihî ve eshâbihi ve ezvâcihi) Efendimiz Hazretlerinin eser-i hikmet ve rahmet olarak, şimdiye kadar mahfî kalmış mu'cizelerinden i'câz-ı Kur'âna taalluk eden ve gaybî tevâfuk nâmıyla sevgili Üstadımız tarafından mevki-i intişara vaz' olunan bu emsâlsiz eserlere karşı duyduğum manevî zevk ve feyzin binden birini bile arzedemeyeceğim. Ve mazhar olduğumuz bu kadar azîm niam-ı İlâhiye ve Kerem-i Sübhâniyeye karşı şükürden âcizim.
