İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 98 / 348
98

ihtiyarî, “Allah Allah” Lafz-ı Celâli ağzımdan çıkmakla öz ve gözlerim hazîn hazîn yaşarıyordu ve şöyle düşünüyordum:

Evet nasıl ki, kâinâtın her zerresi Hàlık-ı Kâinâta şehâdet ve gülümseyerek haber veriyorlar. Öyle de, kâinâtın haritası olan Kur'ân-ı Hakîmin vücûdunu teşkil eden harfleri de hâdisât-ı kevniyenin mâzi, hâl ve müstakbeline lisân-ı hâlleriyle şehâdet edecekleri bedîhîdir diyorum. Bu düşüncemin izâhını nihâyetteki ihtarında buldum, elhamdülillâh dedim.

Hele mübârek Sûre-i Rahmân, şu zamanın efkâr-ı bâtıla ve fir'avun-meşreb kafalara yıldırım-misâl sâika ile pek sarîh bir sûrette, her işi Rahmânürrahîm’in diye isbât ve otuzbir defa bir cümle tekrar ile, çör-çöpten ibaret olan tabîiyyûn ve maddiyûn tahassungâhlarını, o kudsî harflerinin remziyle zîr ü zeber ediyor. Zâten Üstadım, çok yerlerde beyân buyurduğunuz gibi, bu kâinât kitabını açan Kàdir-i Zülcelâl ve Hakîm-i Zülkemâl, o kitabı kapayıncaya kadar, o kitabın sahife, satır, harf ve noktalarını hakkıyla izâh edecek ve hikmetini gösterecek bir müfessir, bir muarrifini ve o muarrifin verese-i hakîkisini rahmeti muktezâsı ile eksik etmeyecek.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى

Evet, Üstadım! Şâhidim ki, çok yorgunsunuz ve yoruluyorsunuz. Fakat o vazifenin kudsiyeti yorgunluğa değil, herşeye tercih edileceğini buyuruyorsunuz. Mâdem şu zamanda iki mühim cereyan-ı azîmenin birisinin kumandasını Cenâb-ı Hak size tahmil etmiş oluyor ki, bütün dünya Kur'ân’ın beyân ve esrârından ma'nen sizi dinliyor, inşâallâh her vakit dinleyecek. Bu manevî muhârebe zamanında netice-i muhârebe yalnız insanların izmihlâline değil, belki bütün mevcûdâtın netice-i tahribini taşıyan ve istimâl eden muharriblerledir. Öyle ise siz yalnız bize değil, ilâ yevmi'l-kıyâm bâkî kalacak Müslüman yavrularının yaralanmaması için zırh ve bir endahtta dünyayı sarsan, gürûh-u hazeleyi boğucu dumanlar içinde bırakan Kur'ân-ı Hakîmin son sistem malzeme-i mübârekelerini icâda vesilesiniz. Var ol ey sevgili Üstadım! Hemen Rabbim yorgunluğunuza bedel bin ehl-i gazâ sevâbı ihsân buyursun, âmîn.

Affınıza mağrûren şunu diyeceğim ki: Mâdem, manevî cihad zamanıdır, muvazzaf askeriz ve askerlikten lezzet aldığımızı söylüyoruz; düşman hem dessâs hem sûrî kuvvetlicedir. Kılınç hasma göre çekilir düsturuyla, sizin telâşsız ve ârâmsız sa'yiniz göz önünde iken, cebhemize hile tuzağı addedilen hubb-u câh ve sermâye-i dünya gibi çok câzibedâr şeylerle bizi aldattıklarını bilmeliyiz. Ve cebheyi bırakıp, âfil şeylere aldanıp, çok mübârek ve mukaddes şeylerin ayak altında kalmasına sebebiyet vermemek için, ancak ve ancak Cenâb-ı Kibriyânın azamet ve kudretinden ve

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.