Türlü türlü evhâmın açtıkları menfezlerden, rahnedâr kalan rûhuma tamam ve muvâfık buldum. Zîra
﴿ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذِٓى اُنْزِلَ مَعَهُ ❀ وَالَّذِينَ يُمَسِّكوُنَ بِالْكِتَابِ ❀ وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَمِيعًا ❀ وَمَنْ يَعْتَصِمْ بِاللّٰهِ فَقَدْ هُدِىَ اِلىَ صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ ❀ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى ❀ وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ ❀ هٰذَا بَيَانٌ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِلْمُتَّقِينَ ❀ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ ❀ قَدْ جَٓاءَكُمْ مِنَ اللّٰهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُبِينٌ ❀ وَاَنَّ هٰذَا صِرَاطِى مُسْتَقِيمًا ❀ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلاَمِ ﴾
vesâire gibi hakikatler dimağıma yerleşti.
Elbette bu keyfiyet bana hacc-ı ekber, râh-ı saâdet, ömr-ü ebed, tayr-ı devlet, enfâl-i ganîmet sebebi olunca, sürûrumdan ne kadar kabarsam ve siz halâskâr ve hakîm-i derdime, ne kadar teşekkür ve izhâr-ı mahmidet eylesem hakkım olmaz mı? İşte bu vesiledir ki, beni Kur'ân dellâlının, Risale-i Nur müellefinin şâkirdliğine tahsîs ve kabûl ettirmek gibi, azîm lütûflarına mazhar kılan Rabb-i Rahîmime karşı, dünyada kaldığım ve imkân bulduğum müddetçe kalemimi, hayatımı bu uğurda istimâl etmeye söz ve karar verdirdi.
Fazlaca söz söylemeye salâhiyetim ve o mertebeye istihkakım olmadığından, şimdilik kısa kesiyorum. Hizmetiniz umumî ve müessir, âmâliniz muvaffak, himmetiniz àlî ve dâim, emeğiniz makbûl, sa'yiniz meşkûr, hayatınız mes'ûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun. Sonsuz minnetdârlığımın kabûlünü, manevî himmet ve teveccühünüzün devamını ricâ eder, Nur ile meşgul, nurlu ellerinizi öperim, Efendimiz, Büyüğümüz. (15 Şubat 1359).
Talebe namzedi, sefil
Yûsuf Toprak ∗∗∗
