İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 324 / 348
324

Böyle manevî ve kudsî takdirâta mazhar buyurulan ve bizim gibi günahkârlara, otuz senelik iştiyakla, on senelik münâcât ve niyâz mukâbilinde siz Üstadımızı ihsân buyuran ve kullarının isyanlarına bakmayarak her istediklerini bilen, işiten ve (bâliğan mâ belağ) veren ve bütün mükevvenâtı yed-i kudretinde tutan ve herşeye sâhib ve mâlik ve hâkim bulunan Cenâb-ı Hak ve Feyyâz-ı Mutlak Hazretlerine ne sûretle hamd ve şükür edeceğimi bilemiyorum.

Kıymetli Üstadım!.. Siz tavassut buyurunuz, değersiz hizmetimizle pek az ve kısa olan şu dünya hayatı içinde, belki bir katre mesâbesindeki hamd ve şükrümüzü, “Tekabbelallâh” sırrına mazhar buyursun. İnşâallâh.

Mektûbat Risalesi’nin İkinci Mektûbu’nu dâima hatırlayarak, bu emirlerinize riâyet etmeğe çalıştığım hâlde, bir mücbir-i gaybî bendenizi tahrîk ederek, İkinci Mektûb’a muhâlefete sevkediyor.

Niyetim hàlis, sadâkat ve merbûtiyetim ciddi ve çok sağlam. Her türlü riyâdan ârî ve hiçbir maddî menfaate mâtuf ve müstenid olmayan, Allah rızâsı yolunda Kur'ân nâmına ve Risaletü'n-Nur’a hizmet gayesine mâtuf ve bilhassa bizim gibi âciz, âsî ve günahkârların hidayet ve irşad ve îsâline ve ehl-i dalâleti ve ehl-i bid'ayı tarîk-ı Hakk’a dâvet ve hakàik-ı îmâniyeye hàdim bir kudsî zât, bizlere ve memleketimize vedîatullâh olarak ihsân buyurulmuş. Kıymetli misâfirimiz nasıl ki, biz günahkârların manevî yardımına koşuyor ve gece ve gündüz mağfiret-i İlâhiyeye ve irşadımıza çalışıyorsa, bizler de bu azîz misâfirimizin maddî yardımına, seve seve ve iştiyakla ve ancak Allah için koşmak ve çalışmak vazifesiyle mükellef bulunduğumuzu hissediyoruz. Hem bizlere Kur'ân ve Hazret-i Peygamber (A.S.M.) emrediyor: تَعَاوَنُوا (Gurabâya muâvenet)...

Af dilerim, kıymetli ve sevgili Üstadım!.. Bilirim ki, hediyeleri kabûl etmiyorsun. Fakat zekât ve sadaka gibi muâveneti, arkadaşlarımızın ısrarı üzerine yazmaya mecbur oldum. Hem de maddî ihtiyaçlarınıza, ikametgâh kirası, odun ve kömür gibi mübrem ihtiyaçlar için lâzım olduğunu düşünmüştüm.

Esâsen kaide-i Üstadâneleri bozulmamak için, arkadaşlarıma dâima tavsiye ve telkinâtım, hiçbir maddî menfaat düşünülmemesidir. Çünkü din dünyaya âlet olmaz ve din vâsıta-i cerr ve maddî menfaati kat'iyyen kabûl edemez. Hattâ Risale-i Nur’un neşriyatında, kimsenin minnetini almamak için, kıymetli Üstadımı taklid ederim.

Kıymetli ve müşfik Üstadım!.. Şu kadar var ki; hizmetkârınız, Üstad nâmına değil, kıymetli ve garîb bir misâfirimiz nâmına ve rızâen-lillâh maddî yardım etmek istiyoruz. Hem manevî zarar görmemeniz için, kuvvet ve kudret ve azamet sâhibi Cenâb-ı Allah’a niyâz ve tazarru ederek, Dergâh-ı İlâhiyesinde hüsn-ü kabûle mazhar eylemesini duâ ediyoruz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.