İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 279 / 348
279

söyleyeceğim. Sen, şu iki nükteyi Ondokuzuncu Mektûb’un Beşinci Cüz'ünün Onsekizinci İşâretinin Birinci Nüktesi’nin âhirine hâşiye olarak ilâve ediniz.

İşte Birinci Nükte: (Ondokuzuncu Mektûb’un, Onsekizinci İşâretinin Birinci Nüktesi’nin âhirindeki “Hâşiye 2”dir, şu kısım ona ektir.)

Şu üç hakikate mukâbil, gelecek hangi hakikat var? Kimin haddine düşmüş ki, bunları taklid etsin. Evet nasıl ki, bu tarz-ı ifâde sun'î olamaz, öyle de taklid edilmez. Evet kimin haddine düşmüş ki, hadsiz derece haddinden tecâvüz edip, Hàlık-ı Kâinât’ı bu sûrette konuştursun?

İkinci Nükte: Kur'ân-ı Hakîm’in umum sahifeleri âhirinde âyetler tamam oluyor; güzel bir kafiye ile nihâyetleri hitâm bulması, hem lafzullâh, yaprağın iki sahifesinde veya karşı karşıya iki sahifesinde veya yakın sahifelerde ekseriyâ ya muvâfakat-ı adediye veya münâsebet-i adediye bulunması, bir emâre-i i'câzdır ve bunun sırrı şudur ki: Âyâtın en büyüğü olan “Müdâyene âyeti”, sahifeleri için ve Sûre-i İhlâs ve Kevser, satırları için, bir vâhid-i kıyâsî ittihàz edildiğinden, Kur'ân-ı Hakîm’in bu güzel meziyeti ve i'câz alâmeti görülmektedir. Demek bu hüner Kur'ân’ındır. Yoksa Hâfız Osman gibi zâtların değil. Çünkü bu vaziyet, âyetinden ve sûresinden neş'et etmiştir.

Sâlisen: Mektûbunuzdan anladım ki, sana gönderilen risaleleri kendin için istinsah ediyorsun, aslını Abdülmecîd’e veriyorsun.

Azîz kardeşim, çendan Abdülmecîd benim nesebî kardeşim ve yirmi sene talebemdir. Fakat ne o ve ne hiçbirisi benim Hulûsî’me yetişmiyor. O mektûblar (ekseriyet-i mutlaka) senin nâmınla yazılmış ve sana gönderiliyor. Abdülmecîd ikinci derecede, kendine istinsah etmek veya mütâlaa etmek için onu da teşrîk et, diye bir mektûbda demiştim. Fakat eğer sen, o kardeşini kendi nefsine tercih edersen ve ona zahmet vermemek için zahmet çeksen ona karışmam. Senin peder ve vâlidene ve Fethi gibi arkadaşlarına ve senin eski hocalarına selâm ve duâ ederim, duâlarını isterim.

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Kardeşiniz

Said Nursî

21 Ramazan-ı Şerîf

(Abdülmecîd’e yazılan mektûbu, senin mektûbunun içine koydum, ona gönderiniz.) ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.