﴾ سَيَرْحَمُهُمُ اللّٰ اِنَّ اللّٰ عَزِيزٌ حَكِيمٌ ﴿ âyet-i celîlesindeki iki tane lafza-i Celâl, tevâfuk harici kalmak sûretiyle yazmaya başladım. Vaktâ ki ﴾ فَمَا كَانَ اللّٰهُ ﴿ daki lafza-i Celâl’i yazdım. Düşündüm ki, istediğim gibi olmayacak, öyle ise üç bir, iki bir tevâfuk olsun dedim. Ben tevâfuk edecek lafza-i Celâl’e yaklaştıkça, lafza-i Celâl’ler tevâfuktan uzaklaşıyorlardı. Bir türlü arzu ettiğim şekilde muvaffak olamadım. En nihâyet hâl-i hazır vaziyet vücûda geldi. Sahifeyi değiştirmek istedim. Baktım bu sahife ihtiyarımı dinlememişti. Bunda bir maksad ve bir gaye olacağını hatırlayarak, sahifeyi yırtmadım. 198’inci sahifeyi yazdıktan sonra, dikkat ettim. 197’nci sahifede tevâfuk harici bir satırdaki iki lafza-i Celâl 198’inci sahifede aynı satır üzerindeki, iki lafza-i Celâl ile üst üste geldiğini ve diğerinin 199’uncu sahifede pek cüz'i bir inhiraf ile (belki yarım santim kadardır) diğer bir lafza-i Celâl’in üstünde olduğunu gördüm.
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى diyerek, Cenâb-ı Hakk’ın benim gibi alîl ve pek çok ma'siyet ve kusurlu bir kulunu böyle kudsî bir hizmette istihdam ettirdiğinden dolayı, nihâyetsiz sürûra müstağrak oldum.
Bu inâyet ve muvaffakıyetler fazilet ve mübecceliyette, herşeye tefevvuk eden susmaz ve susturulmaz bir ses, feyyâz bir ziyâ ve nevvâr bir azametle, yirmisekiz bin âleme imâmlık eden, ders veren o Furkàn-ı Ezelî’nin hadsiz kerâmetlerinden bir kerâmeti ve nihâyetsiz mu'cizelerinden, kıvılcım-misâl küçük bir lem'ası idi.
Cenâb-ı Hak dergâh-ı izzetinde kabûl buyursa, benim gibi zillet ve meskenet her tarafını kaplayan kusurlu, âciz bir abd için, ne büyük bir saâdet. İşte sevgili Üstadım! Himmet-i àlîniz ki ve لَوْلاَكَ لَوْلاَكَ لَمَا خَلَقْتُ الْاَفْلاَكَ hitâb-ı izzetine mazhar olan menba'-ı füyûzât Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimizin himemât-ı kudsiyeleri ile ve refîk olan Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân’ın kerâmetleri ile ve Cenâb-ı Vâcibü'l-Vücûd Hazretlerinin müsâade ve lütûfları sâyesinde ve yine onların rızâsı uğrunda, Ümmet-i Muhammed için vâsıta olup yazdırılan bu Kur'ân-ı Kerîm’i, size takdim ederken fakir talebeniz, (size ciddi bir talebe, hakîki bir kardeş, mutî' bir evlâd ve Peygamber-i Zîşan Efendimiz Hazretlerine ümmet ve Hallâk-ı Kerîm’e de kemter bir kul) olabilmek dilekleri ile el ve eteklerinizden kemâl-i ta'zîm ve hürmetle öperim. Efendim Hazretleri.
Fakir Talebeniz
Ahmed Husrev ∗∗∗
