İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 24 / 348
24

Şimdiye kadar tenkid olunmaması, her meslek ve meşreb ehline hoş gelmesi ve mülhidlerin dil uzatamayıp ebkem kalmaları, kanâatimizin sıhhatine delâlet etmeğe kâfîdirler.

Vazifenizin bitmediğine dair düşünebildiğim bürhânlar:

Evvelâ: Bid'atların çoğaldığı bir zamanda ulemânın sükût etmemeleri lâzım geldiğine dair beyân buyurulan hadîsteki emir ve zecr.

Sâniyen: Peygamberimizin ittibâ'ına mükellef olduğunuzdan onlar gibi müddet-i hayatınızca vazifeye devam mecburiyeti olduğu.

Sâlisen: Mâdem bu hizmet münhasıran re'yiniz ile değil, istihdam olunuyorsunuz; nasıl Mübelliğ-i Kur'ân, Fahr-i Cihan, Habîb-i Yezdân Sallallâhu Aleyhi Ve sellem Efendimiz Hazretleri bir gün

﴾  اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ  ﴿ fermân-ı celîlini tebliğ buyurmakla, aynı zamanda vazife-i risaletinin hitâmına remzen işâret eylemişti; Muhterem Üstadın da hizmeti kâfî görülürse bildirilir kanâatindeyim.

Râbian: Sözler hakkında bugüne kadar sükût edilmesi ve tenkide cür'et edilmemesi, ilâ nihâye bu hâlin devam edeceğine delil olamaz. Hâl-i hayatınızda muhtemel hücumlara evvelen ve bizzat zât-ı fâzılâneleri cevab vereceksiniz.

Hâmisen: Dünyayı unutmak isteseniz, başka hiçbir sebeb olmasa dahi yalnız bu mübârek Sözler’le râbıta peydâ eden insanların ricâ edecekleri izâhatı vermek isteyecek ve cevabsız bırakmayacaksınız.

Sâdisen: Allah için sizi sevenlere ve sizden istizahta bulunanlara yazdığınız pek kıymetli yazılarla meclis-i ilminizde takrîr buyurduğunuz mütenevvi' ve Sözler’e bile geçmeyen mesâil kat'iyyetle gösteriyorlar ki; ihtiyaç da hizmet de bitmemiştir.

Birkaç ma'ruzât: Nurlu Sözler’i cemâate okumak nasîb olduğu zamanlarda, bende bazı hissiyat hâsıl oluyordu; şurada arza müsâadenizi ricâ edeceğim.

Evvelâ: Muhterem Üstadıma ma'ruzâtta bulunmak için kalemi elime aldığım zaman, rûhumda büyük bir inkişaf hissediyor ve ihtiyarsız kalemim o ândaki muvakkat duygularıma tercümân olduğunu görüyorum.

Sâniyen: Şöyle düşünüyordum; eğer yalnız adüvv-i ekber olan nefsin hilesinden ve cin ve ins ve şeytanların mekrinden emin olayım diye herkes başını karanlığa çekse ve kendisi köşe-i nisyana çekilse veya çekilmek istese ve âlem-i insan ve Âlem-i İslâm mühmel kalacak, kimsenin kimseye fâidesi olmayacak bir zaman olsa; ben din kardeşlerime bu nurlu hakikatleri iblâğ edeyim de Allah-ı Zülcelâl, nasıl şe'n-i Ulûhiyetine yaraşırsa öyle

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.