İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 211 / 348
211

Cenâb-ı Hakk’ın lütûf ve keremine ve bugününe. Mâzinin sıkıntı ve elemi geçti. Hâl-i hazırına şükür ve istikbâle tevekkül ile meşguldür ve siz Üstadıma duâlar ediyor ve diyor ki: “Şu nur ve hakikat-i Kur'âniye, risale-i şerîfeleri imdâdıma yetişti.” Hele Otuzbirinci Mektûbun İkinci Lem'ası’ndaki sabır ve tahammül ve şükür bahsine o kadar bağlanmıştır ki, mezkûr risale-i şerîfeyi evvel ve âhir ve bilhassa hastalığı sırasında müteaddiden fakire okutmuş ve Cenâb-ı Hakk’a hamd ü senâ etmiş ve diğer Üçüncü Lem'a’yı ve sâir risale-i şerîfleri okutup dinlemekte ve göz yaşları dökmektedir. اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى

Bunlar ve diğer risale-i şerîfeler hakikat fışkıran, nurlar saçan bir feyizdir. Şu kadar diyebilirim ki, ehl-i dalâlet ve bid'aların en ileri gidenleri ve mülhidlerin en şeni'lerini bile îmâna getireceğine kanâatim var. Yeter ki rûhuna nüfûz edebilsin. Çok şükür, sevgili üstadımızın sâyesinde ve teveccüh ve duâsıyla bu Nurlardan mütenevvir ve mütena'im oluyoruz. Hele Gavs-ı A'zam Şeyh Geylânî hazretlerinin kerâmât ve ihbarât-ı gaybiyesini hemşireniz o kadar lezzet ve muhabbetle dinliyor ki, üç sene evvelisi hastalığa tutulduğu vakit, o hâlinde ve kısmen aklı başında olmadığı zamanlar bahçede ağaçların dallarını tutup, “Yâ Abdülkadir-i Geylânî! Yâ Veysel Karanî, Meded!” diye bağırıp sallanıyordu. Bu defa kerâmât ve ihbarât-ı gaybiyesini mufassal sûrette görmeye ve dinlemeye muvaffak oldu.

Bu risale-i şerîfe, fakire de ziyâdesiyle te'sir etti, sürûr ve gözyaşlarını akıttı ve akıtmakta sa'y ü gayret etti. Muhabbet ve şevkimi artırdı. Şükrümü nasıl îfâ edeceğimi bilemiyorum. Hàlık-ı Lemyezel Hazretlerine karşı vazife-i ubûdiyetim noksan, iki cihan serveri Seyyidi'l-Mürselîn Fahr-i Âlem (Sallallâhu Teâlâ Aleyhi ve Sellem) Efendimize karşı ümmetlik vazifesinde kusur ve noksanım ziyâde ve Hizmet-i Kur'âniyeye karşı bihakkın sa'y ü gayret ve çalışmakta kusur ve noksanım çok olmakla beraber, fakiri siz Üstadımla beraber bulundurup, Hàdim-i Kur'ân kardeşlerle birleştirip, Hizmet-i Kur'âniyeden –velev ki bir bahr-i ummândan bir katre olsun– fakire hisse verilse kendimi mes'ûd ve bahtiyar addederim. Hamd ü senâ ve şükrüme hadd ü pâyân göremem. Bütün okuduğum arkadaş ve kardeşlerin hepsi, hep takdir ve tahsin ve tasdik ediyorlar ve kanâat-ı kâmilede bulunuyorlar. Hizmet-i Kur'âna şevk ve gayretleri tezâyüd ediyor ve bu kafilede ve bu dâiredekilere gıbta ediyorlar. Cenâb-ı Hàlık, Ümmet-i Muhammed’in kalblerine ilhâm versin, rûhlarını nurlandırsın, saâdet-i dâreyn ihsân buyursun.

Kardeşiniz, fakir ve muhtaç

Âsım ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.